Likya Haber Gazetesi, Kalkan, Kaş Antalya Haberler
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU GÜNÜN MANŞETLERİ...

manşetler

SON DAKİKA HABERLERİ....

EKŞİ SÖZLÜK...






CANLI TV İZLE...

YAKINDA...

ÖZELLEŞTİRMELERE HAYIR!

ALEXA

Alexa Certified Traffic Ranking for www.likyahaber.net

SİTEYE GELENLER

free counters

ÇEVRİMİÇİ

FUTBOL FİESTA FADO... ve DİĞERLERİ

Serdar ÖZCAN

15 Aralık 2009, 21:51

Serdar ÖZCAN

FUTBOL FİESTA FADO… ve DİĞERLERİ ve GAZETE ve KALKAN   

Salazar Portekizinde diktanın devamını sağlamak için 3F yani Fado (Müzik),Fiesta (Dans) ve Futbol denklemi kullanılmıştır.Yani halkı Fado’yla uyutup,Fiesta’yla coşturup Futbol’la farklı kanallara yönlendirmiştir.

Günümüz Türkiyesine baktığımızda  da sanki benzer şeyler görüyoruz. İnsanları Tv kanallarında müziklerle,yarışma programlarıyla hatta yarışma bile olmayan programlarla uyutup müzik kanallarlıyla  çoşturan sonrada futbol ile enerjisini ve çoşkusunu boşaltan bir yapı sanki olmazsa olmaz bir durumdur.

Bütün bu laflar aslında artık klişeleşmiş ve kimsenin de rağbet etmediği bir hal almıştır.. Tam bu noktada ben de sizlere işin başka bir boyutu anlatmak istiyorum…Gazete … Evet gazete ve burada yazı yazmak.. Sanki duvara konuşmak gibi… Normal de yazı yazmak karşındaki insan/insanlarla iletişim kurmaktır. Ancak Kalkan da sanki duvara karşı konuşmak gibi… onca yazıya belgeye ve de iddia ya rağmen kimsede çıkıp bir tepki göstermiyor. Tüm ilgili ve de yetkili kurumlar da dahil buna… Yazının başlığı ile bağlantı kurmak gerekirse sanki gazete de yazılması konunun  hazmedilmesine ve kanıksanmasına yardım ediyor. Oysaki yazılanların asıl amacı insanları uyandırmak..Ama sanırım tam tersi bir etki yapıyor ve kabul edilebilir bir hale getiriyor…Televizyon gibi bir uyutucu etki yapıyor… Buna en güzel örnek savaş görüntülerini televizyondan sanki canlı maç yayını gibi seyretmektir… Depremde ölen , enkaz altında kalan insanları sıcak yatağınızda ,koltuğunuzda seyretmek gibi… Yada Irak’ta ki işgal de insanların sokakta öldürülüşünü, güneydoğudaki kirli savaşta insanların bombalanmasını seyretmek gibi… Kendimizi o insanların yerine koyabilirmiyiz…O bombanın yanıbaşımızda patladığını, yada depremin bizim altımızda olduğunu hiçbir zaman düşünmeyiz… Televizyonun böyle bir yan etkisi olduğunu hiç düşünmeyiz..Seyrettiğimiz trafik kazasında ki insanın biz olabileceğimizi hiç hesaba katmayız…Sanki biz dokunulmaz ve ulaşılmaz insanlarız.. Empati yapmayı becerebilsek ve bombanın yanıbaşında olan yada depremde duvarlar altında kalan nefes almaya çalışan insan olduğumuzu düşünsek,trafik kazasında kanlar içinde can çekiştiğimizi düşünebilsek beklide her şey çok daha farklı olacak…. Belki tarafikte  o kadar kötü araba kullanmayacağız, belki silahlanmaya bu kadar sessiz kalmayacağız,belki de depremde yıkılan binaları bu kadar pervasızca yapmayacağız….Belki belki belki….. Belki de artık gazete de yazı yazmayacağız… Çünkü yazı yazmak bir şekilde “konunun vehametini” ortadan kaldırıyor. Yazınca yazar rahatlıyor, okuyunca okuyucu rahatlıyor vs…. Sonuç sıfır….Asıl harekete geçmesi gerekenler bile yazıları okuyup “hakikaten doğru.. pes vallahi” diyor.. Sonuç.. Elde var koca bir sıfır… Sanki yazılanların gereğini oradaki harfler ,kelimeler yapacak.. Çıkıp gazete sütunlarından sokağa dökülecekler önde A arkada B,C,E en sonda da Z boy gösterecek ve gereğini yapacak… Her şeyi değiştirecek,savaşları bitirecek,kavgaları sona erdirecek,yolsuzlukları temizleyecek,haksızlıklara son verecek,bugüne kadar yapılan onca yolsuzluğun hesabını onlar soracak… Mesela A yapışacak birinin yakasına bizim paralarımızı nereye harcadın,bunca borcu nasıl yaptın diyecek, yada B çıkacak bu memleketi birilerine neden peşkeş çektin diyecek,nasıl göz yumdun bunca yolsuzluğa diyecek.. Sonra C çıkacak ve sen değimli idin bunca yıl insanlara kan kusturan şimdi ne yüzle ortalığa çıkıp çözüm öneriyorsun diyecek…. Ne bileyim E çıkacak ve bütün bu pisliklerin müsebbibi sen değil misin diyecek…Sonra da D çıkacak ben yıllarca suya sabuna dokunmadım ama en pis sanki ben oldum diyecek…. Aradan S çıkacak ve “sen değimliydin,  merak etme senin işinide çözerim, yeterki paradan haber ver  diyen” diyecek… Vs Vs … 

Ben en çok bundan korkarım… Kanıksamak…Bir süre sonra böyle de yaşanıyormuş fikri bana çok ağır gelir… “Sukut ikrardan gelir” der eskiler.. Susmak kabullenmektir türkçesi…  Oysa ki öztürkçesi “ susma, sustukça sıra sana gelecek” olması gerekir…   Böyle de  yaşanıyormuş hissine kapılmak hatanın en büyüğüdür… Susmayacağız, sıra bize de gelse susmayacağız.. 

"Naziler önce komünistleri tutukladılar; komünist değilim diye ses çıkarmadım. Sonra Yahudiler’i tutukladılar, Yahudi değilim dedim, sesimi çıkarmadım. Sosyal demokratları tutukladılar, savunmak bana mı kaldı dedim, sesimi çıkarmadım. Sıra bana geldiğinde etrafta tutuklanmama ses çıkaracak kimse kalmamıştı!” Berthold Brecht

Eğer siz yapılan haksızlıklara  ses çıkarmazsanız bir süre sonra size yapılan haksızlıklara ses çıkaracak kimseyi bulamazsınız… Ve eğer siz bunların hesabını sormazsanız gün gelir bunların hesabı sizden sorulur……Dünyanın her yerinde Nazi avı nasıl yapılır Yahudilere sorun….

Gazete yazıları sizleri tepkisizleştirmemeli, tam tersine içinizdeki kıvılcımı ateşlemeli… Nazi avı hiç bitmemeli….Bitmez….Yoksa…………Yoksa  yok… Başka Kalkan yok belki ama .. Başka bir  Yaşam Mümkün……

Bu haber 1597 defa okunmu?tur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
********FARKIN NE****************23 Şubat 2014

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

ANKET

sence; KALAMAR TAVA MI MEZE Mİ?






Tüm Anketler

GOOGLE TERCÜME



Copyright © 2005-2012 www.likyahaber.net Tüm hakları acaip bir şekilde saklanmıştır. Kopye eden fena olur!... demedi demeyin... editör-özer yılmaz/elk.mühendisi-yıldız teknik üniv. POSTA ADRESİMİZ; haber@likyahaber.net
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi

elektronik sigara