Likya Haber Gazetesi, Kalkan, Kaş Antalya Haberler
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU GÜNÜN MANŞETLERİ...

manşetler

SON DAKİKA HABERLERİ....

EKŞİ SÖZLÜK...






CANLI TV İZLE...

YAKINDA...

ÖZELLEŞTİRMELERE HAYIR!

ALEXA

Alexa Certified Traffic Ranking for www.likyahaber.net

SİTEYE GELENLER

free counters

ÇEVRİMİÇİ

NİTROX...

Hakan NALÇACI

23 Eylül 2009, 18:56

Hakan NALÇACI

Merhaba...

Seçimler bitti! Hepimiz aslımıza döndük. Kaş ve beldelerindeki seçim konusu ayrıca irdelenmesi gereken, sosyolojik analizleri içeren bir tez konusu, ileriki aşamada fırsat verilirse bu konuyu da incelemeye alırız.

Bu yazımızda Kaş, Kalkan ve beldelerinin, yaşamsal ve ekonomik ihtiyaçlarının mihenk taşını oluşturan TURİZM konusundaki anlayışımıza, kavrayışımıza bir perspektif açmak istiyorum:

Hemen hemen tüm siyasi partiler seçim propagandalarında ve seçim projelerinde çok iri laflarla 1. sıraya oturttukları (doğrusuda buydu) Turizm algılamamız neydi ?

Geçmiş dönem belediye başkanlarımızda gördüğümüz gibi; festivalden festivale ulusal kanallarımızın bazılarında boy göstererek kendi propagandalarını yapmak mı ?

Yoksa içi boş hiç bir anlam ifade etmeyen, pratikte ilçe girişindeki levhadan başka bir altyapısı olmayan kardeş şehir teraneleri mi? (ciddiye alınıp üzerinde çalışılsa çok yararlar sağlayabilecekken...)

Bu yanlış ve çarpık anlayışları çoğaltmak mümkün, ancak doğruyu bulmak için en önemli eksikliğimiz bir vizyonumuzun olmayışı.

Nedir bu turizm ve vizyon arasındaki ilişki:

“Günümüz dünyasında en büyük üç endüstriden biri olan turizm: Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’ne göre hızla büyüyen bir sektör. Seyahat endüstrisi doğal ve kültürel zenginliklerin yaşandığı alanlarda, sosyal örgütlenmelerin gerekleri doğrultusunda oluşmuş, çekim odaklarındaki aktiviteler etrafında ulaştırma, konaklama, yiyecek, içecek ve yan hizmetler kategorilerinde gerçekleşen mal ve hizmetlerin tümünü kapsayan bir sektördür.”

Peki bu sektörü yönetebilmek, geliştirebilmek ve bölge halkının sosyoekonomik yapısına artılar sağlayabilmek için nasıl bir vizyon gerek ?

İşte bu noktada yerel yöneticilere çok iş düşüyor.

Vardığımız noktada elinde bir şans bulunan, yeni ve umut beslediğimiz, çiceği burnunda Kaş ve Kalkan Belediyelerinin: Sürdürülebilir kalkınmanın bir alt kümesi olan SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM kavramını ve bunun maddi temellerini oluşturan ;

· Sürdürülebilir Turizmin İlkeleri;

· Yerel Turizm Geliştirme Çabalarında Sürdürülebilirlik,

· Yerel Turizm Vizyonunun Belirlenmesi,

· Sürdürülebilir Turizm Strateji ve Planının Oluşturulması,

· Turizm Ürün veya Ürünlerin Tanımlanması,

·Turizm Ürün veya Ürünlerinin geliştirilmesi.

gibi üst ana başlıklarını sıraladığımız, kavramlar konusunda bir perspektif sunabilmesidir (ayrı bir yazıda inceleyeceğiz.).

Yukarı satırlarımda da belirttiğim gibi, sürdürülebilir turizm, süldürülebilir kalkınmanın bir alt birimidir. Bu etkileşim başta Birleşmiş Milletler ve AB olmak üzere, Dünya Ticaret Örgütü gibi etkin kurumlarında katılımıyla, ülkemiz ve tüm ülkeler tarafından benimsenmiştir. Sosyal ve çevre konularında faaliyet gösteren sivil toplum örgütleriyle, yönetimler ve özel sektör bu kavramın ortak paydası olmuşlardır. Resmi idari organlar, sivil toplum örgütleri ve ilgili özel sektörün tümü için sürdürülebilir kalkınma ve/veya turizm yeni bin yılın yönetim biçimidir.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayınlanan “Türkiye Turizm Stratejisi (2023) ve Türkiye Turizm Stretejisi Eylem Planı (2007-2013) çalışmalarında“ Finike ve Kaş Turizm kenti ilan edilmiştir. Geçmiş yönetimin bu konuda mutlaka ki bilgisi vardı. Ama paylaşımcı bir bakış açısına sahip olmadığından ötürü bunun Kaş’ın gelişimine ne tür bir katkısı olduğunun şansını yakalayamadık.

Dedik ya yeni yerel yönetimin elinde oldukça şans var. Yoksa çok mu ütopik düşünüyoruz.

Önümüzdeki yazıda turizm konusunda açılımlarımız devam edecek.

Kalın sağlıcakla...

        

EMPERYALİZMİN KÜRESEL BUNALIMININ TAHLİLİ VE TÜRKİYE YANSIMALARI

Amerikan Emperyalizmi tarihinin karşılaştığı en büyük ve ağır bunalımlarından birini yaşıyor.Bundan önceki 1.bunalım ve 2. Bunalım dönemlerinde yarattığı ve krizlerden çıkışını sağladığı saldırgan topyekün paylaşım savaşlarını da çıkaramamasından ötürü,sistem kendini yeniden reorgenize etmekte başarılı olamamış ve küresel anlamda toplu  mali iflasın eşiğine gelmiştir.

Kapitalizm 3.5 trilyon dolarlık banka kurtarma ve devletleştirme operasyonlarıyla bu mali çöküntüyü durdurmaya çalşsa da,banka ve tekellerin şişirilmiş bilançolarla makyajlanmış cesetlerinden hangi kokuların yükseleceği hanüz günışığına çıkmış değil.Aslında bu büyük mali krizin derindeki ana damarını oluşturan üretim tarzının bunalımı yeni yeni açığa çıkarak etkisini artıracak ve sorunu derinleştirecektir.Şöyle ki 1985 ‘li yıllardan başlayarak dünyanın en büyük borçlu ülkesi durumunda olan ABD giderlerini karşılayabilmek için,dışarıdan gittikçe artan oranlarda sermaye ithal etme yolunu seçmiştir.Ekonomideki  büyüme belirtileri sadece hizmetler sektöründe olabilmiş,demir-çelik,tekstil,otomotiv,elektronik sanayii ve tarımdaki gerileme gün be gün artmaktadır.Geçtiğimiz yılda çin’den 321 milyar dolarlık mal alınmış,67 milyar dolarlık da mal satılmıştır.

2009 yılının başında işini kaybedenlerin sayısı1.2 milyondur.(Bugün bu sayı artmaya devam etmektedir.) Bu durumda issiz sayısı 10 milyon kişiye yükselerek son 14 yılın en yüksek oranına yükselmiştir.Bu arada el konulan banka sayısı 19’a yükselmiştir.

“ İlk balışta bütünn bunalım sırf bir kredi ve para bunalımı gibi görünür”,ancak karşılıksız piyasaya sürülen trilyon dolarlarla sağlanan dev çaplı kredi köpüğünün patlaması ve nakit ödemenin geçerli olmaya başlamasıyla,şapka düşmüş,kel görünerek sistem feci şekilde narkoza girmiştir.Bu noktada bunalımın üretim sürecindeki gerçek nedeni ortaya çıkar. Bu kredi köpüğü sermayenin yeniden üretim sürecini karlılıktaki düşüşlere karşın daha uzunca bir süre zoraki genişletmeye devam ettirir. Ancak kar oranları belli bir sınırın altına düştüğünde, gerçek ekonominin krediyle sürüyor görünen önemli bir bölümünü de altında bırakarak gümbürtüyle çökmeye başlar. Bugün yaşanan da budur!

Göbeğinden dışa bağımlı Türkiye Kapitalizmi cephesinde bunalım: Yerli işbirlikçiler tarafından “Yabancı para ve sermayenin dışa kaçışı”, “ Dış pazarlarda daralma” vb. nedenlerle açıklanmaya çalışılmaktadır.ya da “Kriz bize teğet geçecek” safsatalarıyla açıklanmaya çalışılıyor.Ancak tüm bu açıklamalar bunalımın asıl nedeninin gözler önünden kaçırılmasına yönelik çeşitli spekülasyonlardır.

Emperyalist mali genleşmeden,Türkiye işbirlikçi burjuvazisi ve orta kesimin belirli bir kısmı nasiplendi.(Anadolu Aslanları) Mali genleşme ve kremalı kredi,sermayenin ve paranın değerini suni olarak şişirerek yarattığı “saadet zinciri” AKP Hükümeti’nin yükseliş ve gücünün en önemli dinamiği oldu. Kredi ile sürdürülebilen üretim ve ticaret,ayrıca yine kredi ile körüklenen aşırı  tüketim pompalamaları ( kredi kartları faciası ).

Tüm bunlar yani üretkenlik,karlılık ve halkın gerçek gelirinin çok üzerinde,krediye dayalı ihracat-ithalat şişmesi sonucunda ortaya çıkan korkunç dış açıklar.Bir başka  değişle “ ürettiğinden fazla tüketen ekonomi “ .

Bugün TUSİAD’ı çığlık çığlığa bırakan ve devlet güvencesi altına almak istediği,200 milyar doları bulanözel şirket kredi borçları.Türkiye de de mali bunalımla sınırlı olmayan reel ekonomideki aşırı ve karşılıksız üretim, bunalımının en temel göstergesidir.Bunun topluma yansıması ise her 4 kişiden birinin işsiz kalışı,maaşların düşürülmesi, vbg, faturanın dar gelirliye,emekliye işçiye, ve topraksız köylüye çıkmasıdır.

 Bugün tekelci sermayenin egemen olduğu hiçbir ülkenin devleti, ne o ülkenin ulusal sermayesinin çıkarlarını, sınırlarını, kültürünü, ulusal ideolojisini tekelci vahşi kapitalist sermayeye karşı savunuyor ne de anti emperyalist bir kaygı ve perspekif güdüyor. Tam tersine global sermayenin egemenliği altına girmiş olan bütün ülkelerin devletleri, global sermayenin çıkarlarını o ülkenin ulusal çıkarlarına karşı savunuyorlar.Zaten global sermayenin egemenliğine girmiş olan gelişmiş yada az gelişmiş bütün ülkelerde ulusal sermeyenin herhagi bir etkinliği kalmamıştır. Devlet sözleşmesi, ulusal sermaye ya da ulusal güçlerle değil global sermayenin kurumları olan İMF, D.Bankası, D.Ticaret Örgütü vb. gibi kurumlarla yapılmıştır. O nedenle de devlet, ulusun değil tümüyle global sermayenin hizmetindedir.

Tekelci vahşi kapitalizm, sermaye yi; kurmuş olduğu ve denetlediği İMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi oligarşik kurumlarla yönetiyor. Global sermayenin egemen olduğu bütün ülkelerde bu oligarşik kurumların ekonomi politikaları geçerlidir. Global kapitalizme bağlı dünyanın bütün devletlerinin bu oligarşik kurumlarının ekonomik - politik planlarının dışında ulusal hiçbir plan ve projeleri olamaz. Gelişmiş kapitalist emperyalist ülkelerin bütün sermayeleri zaten emperyalist bir karekter kazanmış ve kendisi için hangi ülke karlıysa tekelci işletmelerini o ülkeye taşıyor. Bu taşıma işinde, ülkesinin kar mı zarar mı ettiği o­nu asla ilgilendirmiyor.  
Global kapitalizmin egmenliğinde olan geri kalmiş bir ülkenin devleti ya da hükümeti ise tamamen kukla bir yapılanma durumunda. o­nun ekonomi politikası başta olmak üzere, her şeyini İMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi dünya emperyalist oligarşik kurumları doğrudan yönetiyor. Örneğin; Türkiye de devletin “ulusal sorunumuz” dediği Kürt sorunu, Kıbrıs sorunu gibi sorunları ABD ve AB bugün istese yarın çözerler. Hem de en ufak bir zor kullanmadan. Borsa ile hafiften oynamaları bile Türkiye işbirlikçilerinin hizaya gelmesine yeterde artar bile. Ama böyle şeylerin çözümünü o­nlarda istemediği için çözülmüyor, başka bir ifadeyle çözmüyorlar.Bu türden yapılanmalara “ulus devleti” demek büyük bir yanılgı olur. Global kapitalist sermayenin bugün dünya üzerinde kurmuş olduğu imparatorluk çapında bir imparatorluk, insanlık tarihinin hiçbir döneminde hiçbir güç tarafından kurulamamıştır.

 

 

Hakan NALÇACI

Thegrida Travel Agency

Sirena Diving Center

www.sirenadive.com

hakan@sirenadive.com

 

Bu haber 3378 defa okunmu?tur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
********FARKIN NE****************23 Şubat 2014

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

ANKET

sence; KALAMAR TAVA MI MEZE Mİ?






Tüm Anketler

GOOGLE TERCÜME



Copyright © 2005-2012 www.likyahaber.net Tüm hakları acaip bir şekilde saklanmıştır. Kopye eden fena olur!... demedi demeyin... editör-özer yılmaz/elk.mühendisi-yıldız teknik üniv. POSTA ADRESİMİZ; haber@likyahaber.net
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi

elektronik sigara