Likya Haber Gazetesi, Kalkan, Kaş Antalya Haberler
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU GÜNÜN MANŞETLERİ...

manşetler

SON DAKİKA HABERLERİ....

EKŞİ SÖZLÜK...






CANLI TV İZLE...

YAKINDA...

ÖZELLEŞTİRMELERE HAYIR!

ALEXA

Alexa Certified Traffic Ranking for www.likyahaber.net

SİTEYE GELENLER

free counters

ÇEVRİMİÇİ

SÖYLEYEME DİK LERİMİZ...

A.İhsan BENLİ

23 Eylül 2009, 19:28

A.İhsan BENLİ

SÖYLEYEMEDİKLERİMİZ…

 

  Nasıl başlanır bilmem. Hayat arkadaşımıza seni seviyorum diye. Yada on sekizine basmış oğlumuza en iyisi sensin diye. Veya yanınızda çalıştırdığınız persolenize maaşınızı bu ay geç vereceğim diye. Ama insanoğluyuz alışıyoruz yavaştan, sisteme uymaya başlıyoruz.   

  Önce sevdiklerimizden kısıyoruz usulca, onlara fark ettirmemek üzere. Hayat arkadaşımız, oğlumuz ya da kızımız, yanımızda çalışanımız geliyor sıra ile. Sonrada arkadaşlarımız. Ve işin içerisine politika girince daha da anlaşılmaz oluyoruz günümüzde.

  Ticareti zaten saymıyorum. Ona geldiğimizde akan sular zaten

duruyor. İşin akçeli boyutu devreye girdiği zaman; din, iman, sadakat ve ilkelerimizi, geçici izne gönderiyoruz süresi bizim belirleyeceğimiz ucu açık izin kağıdı ile…

   Sonra ahkâm kesiyoruz doğrunun bizim işimizi görünceye kadar doğru olduğunu anlatıncaya kadar. Hep gemimize su aldırıyoruz kendi işimizi görünceye kadar. Hep emsaller oluşturmaya çalışıyoruz yaptığımız işlerimizle… Yasaları kendimize uydurmaya çalışıyoruz yaptıklarımızla. Hep bir şeyleri zorluyoruz kendi menfaatlerimiz için.

    Kazançlarımız hep değerlerimizden önce geliyor. Hayata tutunma adına. Kural tanımıyoruz çocuklarımıza ekmek götürmek için. Oysa biraz kendimizi sorgulasak, biraz vicdan muhasebesi yapsak, az aş az ekmek götürsek, alıştırmasak çocuklarımızın kursağını harama. Sanırım daha anlatılır ve daha anlaşılır oluruz diye düşünüyorum.

    Hep dik dursak, önce toplum önüne çıkıp siyaset yapmaya çalışanlar. Her seçim dönemi geldiğine yeni bir liman aramasak.

Siyasetimiz ve kendimiz anlaşılır olsak. Büyük olanlarda sırası gelene saygı duysalar. Senle olmaz benle olmaz kavgalarını bıraksalar.    Siyasete çözüm üretmeye çalışanlar,  olur olmaz yerlerde zaman tüketmeye çalışmasalar. Kendi evlatlarını unutmasalar, ya da yanı başında kendi evlatları dururken onları yok saymasalar.

   Kendilerine verilen yetkileri adam gibi kullanmaya çalışsalar. Oturup, küçük ve cahil olanlarında fikirlerini sorsalar. Veya kendilerine öneri ve teklif gelenler; siyasetin kendi içrecisindeki dengelerini bilmeye çalışsalar. Ve her öneri ve teklife balıklama atlamasalar.

  Siyasetin birazda ah-de vefa olduğunu bilseler ,kargalar gibi konmaya çalışmasalar…. Ve siyasete yön vermeye çalışanlarda kargalara müsaade etmeseler. Biraz siyasi tecrübelerini ve birazda kendilerini dinleseler, sanırım daha güzel olur. Ve bizleri padişahın kızına aşık et –mek için zahmete girmeseler .Bizlerde padişaha diz çökmeyiz sanırım.(Hiçbir zamanda diz çökmedik. )Yada kendi siyasi partilerinin geleneklerine sadık kalıp, görevlerini yapsalar .Ne develer ürker nede deve çobanı….

   Develerin ve çobanların ürkmesini isteyenlerde kenara çekilip kıs kıs gülerdi sanırım. Yada sıkıntıdan uzaklara giderdi, sırasını başkasına kaptırmanın hüznüyle... Kıs kıs gülenlerde geçmişi unutup mevziiye adam yetiştirmenin mutluluğu ile görevini yerine getirmenin huzuru içerisinde işine devam ederdi.

   Yaşam hep siyasetten ya da politikadan oluşmuyordur sanırım. İnsanoğlu neleri vermedi yaşamını güzel sürdürmek için. Önce en yakın olanı sattı anlaşılmaz diye. Sonra sırası geleni; ilkeleri, siyaseti, işi ve de kişiliğini. Hep olması zor şeylerle uğraştı. Bina yapan arsasının payından büyük yaptı lejantı delmek için. Birileri ona gaz verdi senin hakkın daha fazlası diye. Ve hep püremi tire çocuklar oldu. Bizim beldemizde devamı gelsin diye. Yada yenilerine emsal teşkil olsun diye.

   Hep kaçak çocukları tescil etmek durumunda bıraktık mülki amirliğimizi. Ya çocuk sahipsiz kalacak, ya da tescilini yapacağız.

Sahipsiz kalmasın diye. Oysa çocuğumuz hep ailesini arayacak.

Ben kime aidim diye. Ya tüm çocukları aile sahibi yapacağız, ya da tamamını yetiştirme yurduna vereceğiz, birileri sahiplensin diye.

   Ondan sonra hatırlayacağız bulunduğumuz beldede imar lejantları varmış diye. Ve ortada çocuk bırakmayacağız, çünkü sonrası sadece bizi ilgilendirmiyor. Herkesi ilgilendirdiği için ortada bırakmaya çalışmayacağız.

 

   Oysa yazılacak ne çok şey vardı. Okullar tatile girdi, kaç öğrenci SBS de başarılı oldu. Kaç öğrenci dört yüz ile beş yüz arasında puan alacak.Kaç öğrenci yatılı okuyacak. Kaç öğrenci velisi bu yıl sonu çocuğunu okutma adına KALKAN dan uzaklaşacak.Kaç öğretmen arkadaş bir sonraki dönem soruşturma geçirecek. Hakkı olmasa da.

 

   Yada kaç KALKAN lı aklından geçirecek Belediye çay bahçesi ne zaman açılıyor diye.Veya Kalkanlılar  Derneği ne yapıyor diye düşünende olacaktır.Hatta bu “dernek kanaryaları koruma derneği” mi oldu diye düşünmeye başlayanlarda olacaktır.. Kalkan spor kulübü / derneği yaşıyor mu diye soranlarda olacaktır kendi kendine.

 

   Belki birçoğumuzda 2009- 2010 inşaat sezonu nasıl geçecek diye düşünmeye başladı.

   Oysa ne güzel olacaktı hep beraber düşündüklerimizi söylesek.

Adam olmaya çalışsaydık. Açıkça istediklerimizi söyleyebilseydik.

Ne yârimizden. Ne oğlumuzdan nede kızımızdan sakladıklarımız olmazdı. Hatta yeni doğacaklara, daha sıcak daha sempatik daha da anlamlı bir şeyler sunma şansımız olurdu.

  Ve en güzeli; Çocuğumuz anlını omzumuza yasladığında daha dik daha onurlu ve de en azından söyleyemediklerimizi söylemeye çalışmanın mutluluğu ile onun omzumuza yaslanmasından dolayı mutluluk duyardık…

   Oysa söylenecek oka dar çok söz var ki bunun için sayfalar yetersiz kalır.

    Dileğim söylenecek sözünüz çok olsun şu kısa yaşamda…

Sağlıcakla kalın…

 

  

 

 

 

 

Bu haber 3756 defa okunmu?tur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
********FARKIN NE****************23 Şubat 2014

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

ANKET

sence; KALAMAR TAVA MI MEZE Mİ?






Tüm Anketler

GOOGLE TERCÜME



Copyright © 2005-2012 www.likyahaber.net Tüm hakları acaip bir şekilde saklanmıştır. Kopye eden fena olur!... demedi demeyin... editör-özer yılmaz/elk.mühendisi-yıldız teknik üniv. POSTA ADRESİMİZ; haber@likyahaber.net
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi

elektronik sigara