Likya Haber Gazetesi, Kalkan, Kaş Antalya Haberler
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU GÜNÜN MANŞETLERİ...

manşetler

SON DAKİKA HABERLERİ....

EKŞİ SÖZLÜK...






CANLI TV İZLE...

YAKINDA...

ÖZELLEŞTİRMELERE HAYIR!

ALEXA

Alexa Certified Traffic Ranking for www.likyahaber.net

SİTEYE GELENLER

free counters

ÇEVRİMİÇİ

PİYER LOTİ

Mehmet POLAT

10 Haziran 2012, 13:05

Mehmet POLAT

Durduk yerde Bitlis Milletvekili Vahit Kiler’in İstanbul Eyüp’teki “Piyer Loti” caddesinin adının “İdris-i Bitlisi” olarak değiştirilmesini istemesi, geçen haftanın gözde konusuydu. Peki, bir Bitlis milletvekilinin İstanbul’la ilgili önerisinin, Fethiye’de yaşayan bizi ilgilendiren yanı nedir?
 
Kilerler her ne kadar Bitlisliyseler de, hemşerimiz sayılırlar. Uzunca bir süredir Fethiye Saklıkent yakınına iki tane hidroelektrik santral yapmak istiyorlar. Yabancı ortaklıkla gerçekleştirmeyi düşündükleri bu HES projelerinin toplam tutarı 51 milyon dolar kadar. Yöredeki köylülerimizin ve Saklıkent Koruma Platformu bileşenlerinin projelerin iptali için açtığı davalar sürüyor. Bu yüzden Vahit Kiler’in söyledikleri, platform üyesi ve bir Fethiyeli olarak ister istemez ilgimizi çekiyor.
 
Kiler isim değişikliğiyle ilgili olarak “Eyüp'teki o meşhur köşkün adı 1934'e kadar İdris-i Bitlisi Köşkü olarak biliniyormuş. Tepenin adı da kayıtlarda 'İdris-i Tepesi' diye geçiyor. Ne var ki, 1934 yılında, Fransız yazarı Pierre Loti'nin ismi verilmiş. Biz bunu öğrendiğimiz zaman Bitlisliler olarak kanımıza dokundu, ağrımıza gitti” diyor. Kiler tepeye eski adının verilmesi için Eyüp ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerine başvuracağını belirtiyor. Haberin ayrıntılarında Bitlisi’nin yararlı bir insan olduğu, Loti’nin vatan hainliği vs. bahsediliyor.
 
Piyer Loti, Eyüp’te bir caddenin ve aynı zamanda cadde üstündeki kahvenin adıdır. Duyarız ve televizyonlardan görürüz, manzarası güzelmiş ama gitmişliğimiz yok. Şahıs olarak Piyer Loti 1850–1923 yılları arası yaşamış, Fransa’da doğmuş, deniz subaylığı yapmış, daha sonra edebiyatçı olarak nam salmış, topraklarımıza birçok kez ziyaretlerde bulunmuş biridir. Kurtuluş savaşı sırasında ülkesi Fransa’nın Türkiye’ye saldırmasını eleştiren, Türklere destek veren tutumu yüzünden bir “Türk dostu” olarak kabul edildiği için kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 1921’de bir şükran mektubu sunulmuş ve İstanbul fahri hemşerisi sayılarak, ilerleyen yıllarda ilgili caddeye adı verilmiştir.
 
Şimdi bu caddeye adı verilmesi istenen İdris-i Bitlisi ise 1452 ya da 1457’de Bitlis’te doğmuş, 1520 yılında İstanbul’da Osmanlı devlet görevlisi olarak ölmüştür. Devlete en önemli hizmeti olarak bilinen olay, Kürt topluluklarının Osmanlı’ya katılmasında oynadığı roldür. Bu sırada Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail savaş halindedir. Yavuz, bilindiği üzere Şah İsmail’e destek verdikleri gerekçesiyle Anadolu Alevilerini katletmektedir. Okumadık, bilmiyoruz ama tarihçilerin söylediklerini aktarıyoruz: İdris-i Bitlisi’nin savaş yıllarında yazdığı “Selimname” adlı eseriyle, Kürt topluluklarını Alevi Kızılbaşlara karşı savaşmaya yönlendirdiği belirtiliyor.
 
Peki, caddenin adının “kanına dokunduğu” gerekçesiyle değiştirilmesini isteyen Vahit Kiler kimdir? Kendisiyle geçen yıl yapılan bir röportaja verdiği yanıtı aktarıyoruz:
 
“1966  Bitlis doğumluyum. İlkokuldan liseye kadar eğitim hayatımı ve gençliğimi Bitlis’te yaşadım.1982 yılında ailem ile birlikte hiç tanımadığımız İstanbul’a göç ettik ve ticarete atıldık. Tanımadığımız bir yerde ticaret yapmanın zorluklarını çok yaşadık. Zorluklar ve yokluklar içerisinde hayat mücadelemize devam ettik, bir çok sıkıntı yaşadık ve hamdolsun ki  Mevlamın yardımıyla bu sıkıntıları zaman içinde aştık. 22.dönemde Ak Parti’den Bitlis Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdim. Halkımızın teveccühü ile tekrar seçilerek  23. dönemde de halkımızı temsil hakkı kazandım. Rabbim inşallah hepimize hayırlı hizmetler yapma şansı verir. Evli,  4 çocuk babasıyım.”
 
Kiler kendisine ait web sitesinde 18 yaşına kadar Bitlis’te kaldığını, zamanı gelip de askere gittiğinde herkesle çok iyi anlaştığını ama yine de en yakın arkadaşlarının Bitlisliler olduğunu belirtiyor. Belirtmesine belirtiyor da, babası ve kardeşleriyle birlikte yine de İstanbul’a yerleşiyor.
 
Kiler sözkonusu cadde adının bir Fransız’dan alınma oluşunu dile getirdiğinde, gazeteciler Kilerlere ait olan Avrupa’nın en yüksek gökdeleninin adının neden “Sapphire”  olduğunu soruyorlar.  Vahit Kiler, “her iki dilde de kolay söylenmesi için” diyor. Tabi gazeteciler “Ali adı da kolay ve yaygın, öyle bir isim düşünmediniz mi” diye sormuyor.
 
Adı “Sapphire” olan bu gökdeleni biz başka bir yerden daha hatırlıyoruz. Bu binanın inşaatında çalışan işçiler 2010 yılı sonlarında ücretleri aylarca ödenmediği ve bir arkadaşları binadan düşerek öldüğü için direnişe geçmişler, seslerini duyurmak amacıyla röportaj verdikleri gerekçesiyle işten atılmışlar, sonuçta 2011 yılbaşı günü tüm haklarını geri almışlardı. Van’dan İstanbul’a çalışmak için gelen ama 4 ay boyunca beş kuruş alamayan bir işçi şöyle diyordu: “Ailemize para yollayamıyoruz. Bayramda evimize gidemedik. Konuşmak istiyoruz, bizi dışarı atıyorlar. Sigortalarımızı da yatırmadılar. Biz de bu yüzden çatıya çıktık. Yetkililer geldi, bizi zorla indirdi. Sonra Nahit Kiler geldi, bize ‘Siz ne biçim Vanlısınız? Vanlı adam delikanlı olur. Erkekseniz atlayacaksınız. Siz şov yapıyorsunuz’ dedi. Biz şov filan yapmıyoruz, alın terimizi istiyoruz”
 

Peki, bu ad değişikliği talebi karşısında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ne diyor? "Herkes kendince bir araştırma yapıp, ne kadar ilmidir, ne kadar bilimseldir... Bilmediğimiz bir şeye şu anda cevap veremem ki" diye konuşuyor. Yani bir şey demiyor. Ve söylediği lafın nereye gideceği hakkında da düşünmeden konuşmuş oluyor. Eğer yerleşik adlar tarihçilerin kararına bırakılacak olursa, İstanbul’da bir tane Türkçe ad kalmaz. Belediye başkanı, bir şehrin emanetçisidir. Başkan Topbaş kendine emanet edilen bir semt adı için, “bir ad doğru ya da yanlış olmaz, yerleşmişse kullanırız, başka ölçü aranmaz” diyemiyor.

 
Bize gelince: Biz Piyer Loti adını Nazım Hikmet’in 1925 yılında yazdığı ve ağır sözlerle emperyalizme hizmet eden biri olarak itham ettiği “Piyer Loti” şiirinden biliriz.
 
Hatta sen
sen Pier Loti!
Sarı muşamba derilerimizden
Birbirimize
Geçen
Tifüsün biti
Senden daha yakındır bize
Fransız zabiti!
 
            Piyer Loti adını vatanseverlikle bağdaştıramadığını çağrıştırıcı ifadeler kullanan Sayın Kiler, belki Nazım’ın bu şiirinden habersizdir. Ama Nazım adını duymuştur. Kim bilir, belki Nazım Hikmet’i bir “vatan haini” gibi görmüş müdür? Ve Sayın Kiler İstanbul’daki tepelere eski adlarını vermeye çalışırken, kendi yöresinde çoğu 12 Eylül döneminde değiştirilmiş adlar için ne düşünmektedir? Durduk yerde ortaya böyle konular atılınca, ister istemez insanın aklına bunlar geliyor. 

Bu haber 1971 defa okunmu?tur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
********FARKIN NE****************23 Şubat 2014

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

ANKET

sence; KALAMAR TAVA MI MEZE Mİ?






Tüm Anketler

GOOGLE TERCÜME



Copyright © 2005-2012 www.likyahaber.net Tüm hakları acaip bir şekilde saklanmıştır. Kopye eden fena olur!... demedi demeyin... editör-özer yılmaz/elk.mühendisi-yıldız teknik üniv. POSTA ADRESİMİZ; haber@likyahaber.net
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi

elektronik sigara