Likya Haber Gazetesi, Kalkan, Kaş Antalya Haberler
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU GÜNÜN MANŞETLERİ...

manşetler

SON DAKİKA HABERLERİ....

EKŞİ SÖZLÜK...






CANLI TV İZLE...

YAKINDA...

ÖZELLEŞTİRMELERE HAYIR!

ALEXA

Alexa Certified Traffic Ranking for www.likyahaber.net

SİTEYE GELENLER

free counters

ÇEVRİMİÇİ

ACELE KAMULAŞTIRMA'NIN ACELESİ NE?

Mehmet POLAT

20 Nisan 2012, 13:17

Mehmet POLAT

Bilindiği üzere Nisan Ayı başında “teşvik paketi” açıklandı. Paketin amacı cari açığı, yani ülkeye giren dövizin çıkan dövizden az olması sonucu oluşan negatif değeri azaltmaktı. Çünkü uzun zamandan bu yana uluslararası ekonomi kuruluşları, açığın çok fazla olduğunu ve azaltılması gerektiğini söylüyorlardı. Bu uyarıları dikkate alan hükümet, ithalatı düşürücü ve döviz gelirlerini arttırıcı önlemler alarak, bunu sağlayacak sektörlere çeşitli destekler vermeyi kararlaştırdı. Buna göre “ara malı” denilen ve sanayide kullanılan çeşitli yarı mamul maddelerin ve bir kısım hammaddelerin üretimi için yapılacak yatırımlar desteklenecek. Yabancı sermaye yatırımı çekecek ya da doğrudan döviz getirecek alanlar özendirici hale getirilecek. Ve ülke geneli için getirilen bu düzenlemeler, ilçemizi de ilgilendirecek. Çünkü desteklenmesi uygun görülen sektörler arasında turizm, enerji, madencilik ve inşaat var.
 
Fethiye’de turizmin desteklenmesi, yeni orman ve kıyı alanlarına yatırım yapılması demek. Enerjinin desteklenmesi, yöreye yapılması düşünülen hidroelektrik santrallerinin sınır tanımadan çoğaltılması, vadilerin, tarlaların, ormanların HES şirketlerine verilmesi anlamına geliyor. Tabi henüz ülkede fazla örneği olmayan ama üç beş yıla kadar tıpkı HESler gibi her yerde görülmeye başlanacak olana rüzgâr ve güneş santrallerini de unutmamak gerekiyor. Çünkü bunlar da geniş düzlük alanları, dolayısıyla mera, tarım arazisi, orman gibi yerleri kapatıyor. Madenciliğe verilen destek, çevrede sayıları hızla artan mermer ve çeşitli taş ocaklarının daha da çoğalması anlamına geliyor. Dolayısıyla bununla ilgili organize sanayi bölgeleri de yapılacaktır. Ve nihayet destekleneceği belirtilen inşaat sektörü de, Türkiye’deki pek çok il merkezinden büyük olan ve hızla büyümeye devam eden ilçemizde “kentsel dönüşüm” faaliyetlerinin başlatılması, TOKİ’nin ilçemizdeki yoksul mahallelerine yerleşmesi anlamına geliyor. Özetle ülke ekonomisini düze çıkarmak amacıyla açılan teşvik paketi, ilçemizde pek çok alanın kamulaştırılacağının işaretlerini içeriyor.
 
Bilindiği üzere kamulaştırma işlemleri artık “acele” adı altında yapılıyor. Bir arazi hazine, orman ya da başka bir resmi kurumdaysa zaten sorun olmuyor. Ama şahıslara aitse, “acele” kamulaştırma işlemleri genellikle yurttaşların canını yakıyor.
 
Konunun uzmanları kamulaştırmayı “kamu yararı söz konusu olan arsa veya arazilerin elde edilmesi için mal sahiplerine yaptırılan zorunlu satıştır” diye tanımlıyor. Kamu yararı ne demek? Bir yere okul, demiryolu, hastane gibi topluma yararlı bir yatırım yapılacaksa, bu kamuya yararlı demektir. Ve bu tür yatırımlar genellikle kamu kurumu dediğimiz, milletin vergileriyle çalışan resmi kurumlar tarafından yapılır. Dolayısıyla kâr amacı değil, toplumun yararını düşünerek çalıştırılırlar. Daha doğrusu, böyle olması gerekir.
 
Ama örneğin, Göcek Tüneli gibi kamuya mı yoksa işletmeci şirkete mi yarar sağladığı karışık olan yatırımlar için durum değişir. Bir açıdan bu tür yatırımlarda “kamu yararı” var gibi görünür. Oysa başka bir yandan bakıldığında, şirket geçiş fiyatlarını devletle yaptığı sözleşme sınırları içinde uygun gördükçe arttırır ve tünel böylece yurttaşların Kızılbel’den dolaşmadan geçmesi için değil, bir şirketin kârı için işletilmiş olur.  Karadeniz sahil yolu boyunca Göcek’teki gibi yüzlerce tünel bedava kullanılabilirken burada niye para ödendiği ise ayrı bir konudur…
 
Sonuçta tünel yurttaşların arsası ya da tarlalarından geçmiyor. Eğer bu işletme bir şirkete ait hidroelektrik santrali ya da fabrika olsaydı ne olurdu? Enerji yatırımları teşvik kapsamına alınmadan önce de zaten “kamu yararı” taşıyan yatırımlar olarak kabul ediliyorlardı. Dolayısıyla teşvikten sonra bu durum herhalde katmerleşmiş oldu. Bir yandan çift şeritli otoyol yaparak petrol tüketimini arttıracağız, öte yandan “enerji yetmiyor, enerji yatırımları yapmak kamuya yararlıdır” diye köylülerimizin HES göletleri altında kalacak tarlalarını yok pahasına ellerinden alacağız…
 
Toparlayalım: Türkiye gibi, dünyanın pek çok ülkesinde tarlalar, ormanlar, kıyılar, su havzaları, yer altı kaynakları çeşitli amaçlarla işletilsin diye şirketlere veriliyor. Buralara dünyanın zengin ülkelerinden kalkıp gelen şirketler nükleer santralden çimento fabrikasına, termik santralden altın madenlerine kadar her türlü iş için yatırım yapıyor. Dünya Bankası bu tür yatırımların herhangi bir hükümet değişikliği, toplumsal muhalefet ya da yasal düzenleme sonucu zarar görmemesi için, ülke yönetimlerinde bulunanlardan uzun vadeli güvenceler istiyor. Ve hükümetler “gayri ticari risk” adı altında tanımlanan bu tür olası şirket zararlarını karşılayacağına söz veriyor, bunun için yasalar çıkarıyor. Eğer yatırım yapması için izin verilen bir yabancı şirket çevreye zararlı işlerle uğraştığından dolayı yöredeki insanların muhalefetiyle karşılaşır ve çalışamazsa, hükümet o şirketin zararlarını karşılıyor. Ve yapılacak yatırımlarla ilgili olarak gereken araziyi şirketin emrine vermek için “acele kamulaştırma” kararları uygulamak da, bu tür yatırımlar için şirketlere verilen en önemli güvence oluyor. Yani bir şirket bir yöreye yatırım yapmak için projesini ilgili bakanlıklara sunarak “kamu yararı vardır” onayı aldığında, ilgilendiği arazideki her şey devlet tarafından alınıp, uzun süreli olarak şirkete veriliyor.
 
Eskiden de kamulaştırma yapılıyordu. Ama yurttaşlar arazilerinin değerinin altında alındığını gerekçe göstererek dava açıyor ve karara bağlanana kadar proje yapılamıyordu. Oysa günümüz ekonomisi adalet yerini bulsun diye uzun süre bekleyemeyecek kadar kırılgan, hassas ve sabırsız. Genellikle yabancı sermaye ortaklı yatırımlar eğer bir an önce tamamlanıp kâra geçmezse, sermaye sağlayanlar hemen tası tarağı toplayıp dünyanın daha uygun olanaklar sunan başka bir yerine gidiyor. Oysa cari açığı azaltmak için ülkeye döviz girmesi, dolayısıyla yabancı sermaye yatırımı yapılması gerekiyor. Bunun için, yatırım yapacaklara her türlü kolaylık sunuluyor. Bunun için üç beş köylünün tarlasının elinden gitmesi ya da beş on köyün haritadan silinmesi o kadar önemli mi?
 
Acele kamulaştırma, sıkışan ekonomi belki düze çıkar umuduyla adeta bir trenin imdat kolunu çeker gibi ya da bir tehlikeyi haber vermek için alarma basar gibi yapılan bir iştir. Eskiden bu işler gerçekten kamu yararına yapılırdı, şimdi ekonominin bozulan dengesini düzeltmek amacıyla ve birilerinin yararına yapılıyor. Eskisiyle yenisi arasındaki tek fark “acele” olması değil, bu aceleciliğin küçük mülk sahiplerini mağdur etmesine karşılık varlıklının servetine servet katmasıdır.

Bu haber 2219 defa okunmu?tur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
********FARKIN NE****************23 Şubat 2014

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

ANKET

sence; KALAMAR TAVA MI MEZE Mİ?






Tüm Anketler

GOOGLE TERCÜME



Copyright © 2005-2012 www.likyahaber.net Tüm hakları acaip bir şekilde saklanmıştır. Kopye eden fena olur!... demedi demeyin... editör-özer yılmaz/elk.mühendisi-yıldız teknik üniv. POSTA ADRESİMİZ; haber@likyahaber.net
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi

elektronik sigara