Likya Haber Gazetesi, Kalkan, Kaş Antalya Haberler
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU GÜNÜN MANŞETLERİ...

manşetler

SON DAKİKA HABERLERİ....

EKŞİ SÖZLÜK...






CANLI TV İZLE...

YAKINDA...

ÖZELLEŞTİRMELERE HAYIR!

ALEXA

Alexa Certified Traffic Ranking for www.likyahaber.net

SİTEYE GELENLER

free counters

ÇEVRİMİÇİ

GEÇEN YIL MELSA ZARAR ETMİŞ

Mehmet POLAT

22 Mart 2012, 18:44

Mehmet POLAT

Kısa adı MELSA, açık yazılışıyla “Muğla El Sanatları Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi.” Hisselerinin yüzde 75’i Muğla İl Özel İdaresine, kalanı Muğla Hizmet Vakfına ait. 1995 yılında Muğla Valisi Lale Aytaman’ın girişimleriyle ilçemiz Üzümlü beldesinde yapılan geleneksel dastar dokumacılığını geliştirip tanıtmak için kuruldu. MHP İlçe Başkanı Hamdi Gürbüz’le birlikte aynı partinin İl Genel Meclisi üyeleri olan Coşkun Tutal ve Mehmet Üyük’ün geçen hafta yaptıkları basın toplantısında, bu kurumun 2011 yılında 452 bin 673 lira 49 kuruş zarar ettiğini öğrendik. (Tabi yerel basının bile fazla önemsemediği bu haberi ben gazetelerden öğrendim.)
Konu önemlidir. MHP ilçe yönetimi gündeme getirmekle doğru ve yerinde bir iş yapmıştır. Belki Hamdi Gürbüz kardeşimiz sansasyonu sevmediği için, belki de konu iç açıcı olmadığından; gördüğüm kadarıyla kamuoyunun pek fazla dikkatini çekmemiştir. Kim bilir, belki de artık böylesi “zararlara” alıştığımız ve hesabının sorulmayacağını düşündüğümüzden, görmezden geliyoruzdur. Bu yüzden konuyu bir kez daha hatırlatmak istiyorum.  
 
Basın toplantısında İl Genel Meclisi Üyesi Coşkun Tutal MELSA için şunları anlatıyor: “Bu şirket 90’lı yıllarda Üzümlü el dokumasını tanıtmak gayesiyle kurulmuş ve sermayesinin yüzde 75’i Özel İdareye ait ortak olduğumuz şirketimizdir. Ancak şirket daha sonra ticari faaliyetlere yönelmiş ve Fethiye Kumburnu Tabiat Parkı, Saklıkent Kanyonu, Babadağ Uçuş Pistini ve 2011 yılında Belcekız Plajı ve Kıdrak Koyu’nu işletmeye başlamıştır. Buradan elde edilen gelir Muğla’nın tamamına harcanmaktadır. 2011 yılının sonunda Saklıkent’in işletmesi FETAB’a (Fethiye Turizm Kalkınma Birliği) ve Babadağ uçuş pisti işletmesi FTSO’ya (Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası) ait olan şirkete geçmiştir. Kumburnu Milli Parkı 12 yıldır MELSA tarafından işletilmektedir.”
 
“Özel İdarenin karar organı olan İl Genel Meclisi üyeleri bu şirketin işleyişinden haberdar değildir. Harcamaların nasıl ve nerelere yapıldığını denetleme imkânı yoktur. 2007 yılından sonraki yıllara ait bilançolar web sitemizde yayınlanmamıştır. MELSA’nın 2011 yılı bilançosunda 452 bin 673 TL zarar ettiği belirtilmektedir. Vatandaşlarımızın kanaatleri Kumburnu işletmesinin yıllık en az 15 milyon TL gelir elde ettiği yönündedir. MELSA ile ilgili soru sorulduğunda, cevap vermekte zorlanmaktayız. Şirketlere ortak olmaya veya ortaklıktan ayrılmaya, karar verme yetkisi İl Genel Meclisi’nde olduğu için; idaremizi böyle bir zarara uğratmamak, görevimizi lekesiz ve tertemiz sahibine iade etmek adına gerekiyor ise bu şirketlerden ayrılmak için önerge vermek kararındayız. Hepimizin bildiği bir söz var; ‘Zararın neresinden dönersen kardır’ derler. Biz, Kumburnu Plajı’nın özel kişiler tarafından değil resmi kurum ve kuruluşlar tarafından işletilmesinin doğru olduğunu düşünüyoruz. Ancak buradan elde edilen gelirin Fethiye’de kalmasını ve Fethiye’ye kullanılmasını istiyoruz. Çünkü MELSA’nın gelirinin yüzde 95’i Fethiye’dendir. İlçemizde 12 yıldan beri faaliyet gösteren bu şirket son bir yıldır kayda değer hizmet olarak; sağlık meslek lisesi inşaatına başlamıştır. Başta iktidar partisi olmak üzere tüm siyasi partileri ve sivil toplum örgütlerini Fethiye’ye ve Fethiye’nin değerlerine sahip çıkmaya davet ediyoruz.”
            MELSA neler yapıyor da bu kadar zarar ediyor diye araştırmaya çalıştım ama pek fazla bilgi bulamadım. Örneğin Muğla’da kaza sonucu bir kolunu kaybeden yurttaşımıza toplam maliyeti 54 bin TL tutan protez kol taktırılmış ve bunun 30 bin TL’si MELSA tarafından, kalanı sosyal güvenlik kurumunca karşılanmış. Şirket Muğla’nın çeşitli köylerinde geleneksel dokuma yapan 80 kadar kadına düzenli gelir sağlıyormuş. Ayrıca çeşitli ünlü kişilerin yaşamış olduğu ev, konak ve “Ormancı Türküsünde” adı geçen Belen Kahvesi gibi tanınmış yerlerin restore edilmesine harcamalar yapmış. Birkaç örnek vereyim: Ressam Osman Hamdi Bey'in evine 290 bin, Hacı Kadı evine 125 bin, Hacı Şükrü Bey evine 124 bin TL harcanmış. Dahası var, bu kadarını aktarmak yeterli.
            Elbette bunlar da gerekli. Ama ben oldum olası kamuya ait gelirlerin bu tür tekil konulara harcanmasını doğru bulmuyorum. Biz ne için vergi veriyoruz? Doğrusu,  kamuya ait olan, kamuya ait kalmalıdır. Örneğin Ölüdeniz Kumburnu büfesinden elde edilen gelir, buraya harcanmalıdır. Çünkü böyle bir gelir için Kumburnu’na herhangi bir yatırım yapılmıyor. Oranın yatırımı doğanın kendisinden geliyor. Büfe, çalışanlar ve kiralamak için kullanılan bazı eşyalara harcanan para yatırım değildir. Bunlar,  oraya güzellikleri seyretmek için gelenlere hizmet satmak içindir. Ve sonucunda her gün binlerce insanın gelip gitmesiyle, doğal güzellikler mutlaka yıpranıyor. Örneğin Kumburnu’ndaki yüz yaşın üstündeki pek çok çam ağacı, 90’lı yıllarda birden kurudu. Herhalde nedeni yıllar boyu duşlarda kullanılan sabun ve şampuanlardı. Buradan elde edilen gelirin tümü harcansa bile o ağaçlar artık geri gelmez.
            Öte yandan tarihi alanlar da tıpkı doğal güzelliklerin olduğu alanlar gibi insanların gezerken zarar verdiği yerler arasında. Dolayısıyla buralardan elde edilen gelir, öncelikle bu alanların korunması için harcanmalıdır. Bu da ancak göstermelik işlerle değil, yakındaki toplumsal yaşamdan doğal ve tarihi özelliklere kadar tüm çevre bütünlük içinde ele alınarak yapılabilir. Örneğin MELSA yıllar yılı Ölüdeniz’den para kazanmış ama buradaki deniz dibi yaşamının, jeolojik yapının, bitki örtüsünün incelenip kayda geçirilmesi için herhangi bir çaba göstermiş mi? Bu yörelerde yıllar içinde yaşanan yıpranma ve değişime ilişkin herhangi bir araştırma yaptırtmış mı? Ne gerek var, gelsin paralar…
Şimdi neden böyle çalışmalar yapılmıyor diye sorsak, herhalde bu işlerin amaçları arasında olmadığını söylerler. Peki bir yandan büfe işletip öte yandan restorasyon yapmak ya da okul inşaatıyla uğraşmak nasıl oluyor da amaçlar arasında yer alıyor?
Bu tür işletmecilik yanlıştır. Doğrusu, böyle yerleri en yakın köy tüzel kişiliği ya da belediye yönetimine vermektir. Şimdi “sanki onlar da aynı basiretsizliği göstermeyecek mi” diye sorulabilir. Evet, gösterebilirler. Ama hiç olmazsa onlar bizim insanlarımızdır. Kimden, nasıl hesap soracağımızı biliriz. İşte meclis üyesi Sayın Tutal söylüyor, yurttaşların kanaatine göre Kumburnu’ndaki büfenin yıllık geliri yaklaşık 15 milyon TL dolayındaymış. Nasıl oluyor da bu şirket zarar ediyor desek, ortada kamuoyuna açıklanmış bilanço bile yok. Kimin hesabını kimden soracağız?
Kamuya ait yerler, kamu kurumları olan yerel yönetimlerce işletilmeli, hesabı kitabı herkesin denetimine açık olmalı ve her kuruşun kaydı yapılmalıdır. Yoksa birileri çıkar “okul yaptık, yoksula destek olduk” der geçer, elde edilen gelirin nerelere harcandığını dahi anlayamayız. Bu öyle bir durum ki, herkes camiye ibadet için gelmiyor, arada bir ayakkabı çalmak için gelen de oluyor. Doğrusu ayakkabıları Allaha emanet etmek değil, korumak.

Bu haber 2151 defa okunmu?tur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
********FARKIN NE****************23 Şubat 2014

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

ANKET

sence; KALAMAR TAVA MI MEZE Mİ?






Tüm Anketler

GOOGLE TERCÜME



Copyright © 2005-2012 www.likyahaber.net Tüm hakları acaip bir şekilde saklanmıştır. Kopye eden fena olur!... demedi demeyin... editör-özer yılmaz/elk.mühendisi-yıldız teknik üniv. POSTA ADRESİMİZ; haber@likyahaber.net
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi

elektronik sigara