Likya Haber Gazetesi, Kalkan, Kaş Antalya Haberler
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU GÜNÜN MANŞETLERİ...

manşetler

SON DAKİKA HABERLERİ....

EKŞİ SÖZLÜK...






CANLI TV İZLE...

YAKINDA...

ÖZELLEŞTİRMELERE HAYIR!

ALEXA

Alexa Certified Traffic Ranking for www.likyahaber.net

SİTEYE GELENLER

free counters

ÇEVRİMİÇİ

HİÇ SUEN DİYE BİR ŞEY DUYDUNUZ MU?

Mehmet POLAT

22 Kasım 2011, 15:22

Mehmet POLAT

Çinceye benzeyen bu sözcüğü büyük olasılıkla duymadınız. “SUEN”, Orman ve Su İşleri Bakanlığı bünyesinde 10 Kasım 2011 tarihli, 658 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile oluşturulan “Türkiye Su Enstitüsünün” kısaltılmış adıdır. Bu enstitü ülkemizdeki suların ticaretinin yapılmasıyla ilgili her türlü inceleme, araştırma, hukuki girişim, proje hazırlama vb. işler yapılması için kurulmuştur. Yaklaşık 2 yıldır ilçemiz çevresindeki derelerin hidroelektrik santral kurma bahanesiyle ticaret konusu yapılması çerçevesinde, bu durum bizi de yakından ilgilendirir. Öte yandan bu tür kurumların nasıl oluşturulduğu ve kanun hükmünde kararnamelerin ne işe yaradığı açısından da SUEN konusu üzerinde durulmalıdır.
 
Bilindiği üzere 12 Haziran seçimi sonrası kurulan hükümetin ilk icraatlarından biri de yeni bakanlıklar oluşturmak ve bazı eski bakanlıkların görev alanlarını yeniden tanımlamak oldu. Bu yeniliklerden biri de eski adıyla Çevre ve Orman Bakanlığı bünyesinde yapıldı. Çevre konusu buradan alındı, yeni kurulan Şehircilik Bakanlığına verildi. Böylece doğanın tahrip edilmesinin başlıca nedenlerinden birini oluşturan kentleşme konusu bir bakanlık çatısı altına alınırken,  çevrenin korunması sorumluluğu da aynı bakanlığa bağlanıyordu. Bu arada Orman Bakanlığına da  “su işleri” kelimeleri eklenerek başka bir yenilik yaratılıyordu. Böylece üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde bir denizcilik bakanlığı kurulmazken; dereler, göller, su kaynaklarıyla ilgili bir bakanlığımız oluyordu. Ve bu bakanlık da seçim sonrası ilk önemli icraatını, geçtiğimiz günlerde sözkonusu enstitünün kuruluşuyla gösteriyordu.
 
Enstitü kanunla değil, bir kararnameyle kuruldu. Hükümet herhalde konunun mecliste tartışılmasını ve dikkat çekerek eleştiri konusu olmasını istemedi. Bu yüzden benzer durumlarda yaptığı gibi, sessizce bir kararname çıkardı. Ancak kararnamenin niteliği açığa çıktıkça, kamuoyundan gereken ilgiyi görecektir.
 
Kararname suyla ilgili olsa da, hukuki dayanağını su hakkındaki yasalar değil, hükümetin seçimlerden önce, 6 Nisan 2011 tarihinde çıkarttığı 6223 Sayılı ve yeni kurulacak bakanlıkların çalışma düzenini tarif eden yasa oluşturuyor.  Buna göre “kamu hizmetlerinin düzenli, süratli, etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini sağlamak üzere…” diye başlayan bu yasa, bakanlıkların bünyesinde SUEN gibi kurumlar oluşturulmasına izin veriyor.
 
Her kurumda olduğu gibi enstitünün de bir başkanı var. Ayrıca farklı kesimlerden gelen insanlarla çalışacağı ve çeşitli işleri bir arada yürüteceği için, benzer kurumlardaki gibi bir de yönetim kurulu bulunuyor. Ama enstitünün yönetim yapısı bununla bitmiyor. Tüm bu birimlerin üstüne, başında Orman Bakanının olduğu bir de “yönlendirme kurulu” konulmuş. Tabi bakanın yanı sıra bu kurulda çeşitli bakanlıklardan gelen müsteşarlar yer alıyor.
 
Bakan yönlendirme kuruluna girince, Orman ve Su İşleri Bakanlığı müsteşarına da yönetim kuruluna başkanlık etme görevi kalmış. Ayrıca enstitü başkanı, yardımcısı, çeşitli bakanlıklardan gelen bürokratlar ve kurumdaki birimlerin yöneticileri de yönetim kurulunun diğer üyeliklerini paylaşıyorlar.
Yasada enstitünün yapacağı işler sayılırken, şöyle bir ifade geçiyor: “Ulusal ve uluslararası su sektörünün işbirliği içinde çalışması için gerekli faaliyetleri yürütmek, çalışmalarıyla ulusal ve uluslararası su sektöründe temayüz etmiş kurum ve kişiler ile gerektiğinde projelerde beraber çalışmak.”
Bu ifade, benzer bürokratik kurumların pek çoğunda gördüğümüz basmakalıp bir görev tanımından oluşuyor. Ama burada dikkatinizi çekmek istediğim bir konu var: Cümle içinde “su sektörü” deniliyor. Bildiğiniz üzere “sektör” yabancı kökenli bir kelime. Tam Türkçe karşılığı “bölüm, kol, dal, kesim” demek. Ama biz bu gibi durumlarda bu kelimeyi daha çok bir “ekonomik faaliyet alanı” anlamında kullanıyoruz. Örneğin “tarım sektörü, turizm sektörü, inşaat sektörü” gibi. Dolayısıyla bu enstitüyü kuranların yazdığı yasa maddesinde, dervişin fikri neyse zikri de o olarak ortaya çıkıyor.
Sözkonusu enstitü, ülkemizdeki akarsuların para kazanılacak biçimde işletilmesi için kurulmuştur. Bu, günümüz ekonomi politikalarının zorunlu sonucudur. Çünkü bu alana yapılacak yabancı sermayenin ilgi gösterdiği yatırımlara, dış ticaret açığı hızla artan Türkiye ekonomisinin ihtiyacı vardır. Ve “ne olur ne olmaz” diye enstitünün kuruluş amacı dışına çıkmaması için başına bir bakan getirilmiş, ama bu yeterli görülmeyerek birçok bakanlık görevlisi de kuruma yerleştirilmiştir. Öte yandan kurumun çeşitli alanlarda çalıştırılacak olan uzmanları ve elemanlarının tümü sözleşmeli personel niteliğindedir. Dolayısıyla kurumda beğenilmeyenin işine son vermek çok kolaydır. Aynı zamanda kamu kurumu niteliğindeki böyle bir kurumunun daha kuruluşundan itibaren günlük politikanın içindeki insanlarca yönetilecek biçimde planlanması, yapacağı işlerin de tümüyle hükümet politikalarının uzantısı olmasını doğurur. Dolayısıyla hiçbir hükümetin ya da şirketin takdir ettiği biçimde yönetilmemesi gereken su gibi yaşamımızın temelini oluşturan bir madde; yalnızca ticaretin değil, artık bundan sonra günlük politikaların da bir uzantısı olarak kullanılacaktır. Bu yüzden,  durumu en iyi biçimde ifade ettiği için kurumun kuruluş kararnamesinde “su sektörü” denilmiştir.
20 Şubat 2011 tarihinde enerji piyasasıyla ilgili olarak çıkarılan 4628 sayılı kanunla “Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu” oluşturulmuş, ardından akarsularımız üstüne hidroelektrik santrali kurmak isteyen şirketlere bu kurum aracılığıyla elektrik üretim lisansı verilmeye başlanmıştır. Ve bu yasanın devamında enerji bahanesiyle sularımızla ilgili sayısız yasa, yönetmelik, kararname çıkarılarak; on yıl gibi bir süre içinde ülkemizde daha önce olmayan bir “su sektörü” yaratılmıştır. Öyle ki, daha önceleri akarsular yatırımcılar açısından yalnızca bir kamu ihalesi sonucu müteahhitlik işi alınabilecek yerler olarak görülürken,  bugün enerji bahanesiyle kârlı yatırım alanlarına dönüşmüştür. Ve bu durum öylesine kanıksanmıştır ki; dünyanın başka yerlerinde tatlı su kaynaklarını hiç kimse bu kadar kolay biçimde parasını bastırıp alamazken,  ülkemizde bir bakanlık bünyesinde oluşturulan kurumun kuruluş yasasında bile akarsularımızla ilgili olarak “su sektörü” sözcüğü kullanılır hale gelmiştir. Artık su, resmi olarak ticaret konusudur. Bu enstitü, konuyu geliştirmek ve sularımızın alınıp satılmasını uluslararası ölçekte düzenlemek için kurulmuştur. Hepimize hayırlı uğurlu olsun!

Bu haber 2114 defa okunmu?tur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
********FARKIN NE****************23 Şubat 2014

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

ANKET

sence; KALAMAR TAVA MI MEZE Mİ?






Tüm Anketler

GOOGLE TERCÜME



Copyright © 2005-2012 www.likyahaber.net Tüm hakları acaip bir şekilde saklanmıştır. Kopye eden fena olur!... demedi demeyin... editör-özer yılmaz/elk.mühendisi-yıldız teknik üniv. POSTA ADRESİMİZ; haber@likyahaber.net
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi

elektronik sigara