Likya Haber Gazetesi, Kalkan, Kaş Antalya Haberler
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU GÜNÜN MANŞETLERİ...

manşetler

SON DAKİKA HABERLERİ....

EKŞİ SÖZLÜK...






CANLI TV İZLE...

YAKINDA...

ÖZELLEŞTİRMELERE HAYIR!

ALEXA

Alexa Certified Traffic Ranking for www.likyahaber.net

SİTEYE GELENLER

free counters

ÇEVRİMİÇİ

ENERJİ KİME LAZIM?

Mehmet POLAT

24 Nisan 2011, 18:41

Mehmet POLAT


 

ENERJİ KİME LAZIM?


            Mehmet Polat/Fethiye

 

Önce “merhaba” diyeyim ve kendimi tanıtayım. Fethiye’de yaşıyorum. Esnaflıktan emekliyim. Gazetecilik okudum. Ara sıra Likya Haber’e haberler yollarken, Özer Yılmaz Kardeşim köşe yazısı da istedi. Şimdi böyle şeyler söylemekten hoşlanmam ama yaptığı işin öneminden dolayı isteğini öneri gibi değil, onurlu bir görev kabul ederek yazıyorum. Çünkü yöredeki çok sayıda gazete, televizyon ve internet yayını arasında düzenli biçimde sessizlerin sesi olabilen bir tek Likya Haber var. Ve bu kolay bir iş değil. Umarım sizleri sıkmam ve Özer Kardeşime de yük olmam.

                                                        *   *   *

Başlıktaki “enerji” hidroelektrik, nükleer, termik, petrol, doğalgaz vb. enerji türlerini kapsıyor. Bilindiği üzere bunlar ısınma, aydınlatma, ulaşım, sanayi, tarım vb. yerlerde kullanılıyor. Hangi alanda ne kadar enerji tüketileceğini şirket, banka ve hükümet yetkilileri ortaklaşa planlıyor. Bunun üretimi, taşınması ve satışı ise; özelleştirme politikaları gereği şirketlerce yapılıyor. Dolayısıyla enerjiyi günlük tüketim için kullanan bizlerle,   kâr etmek için kullanan şirketlerin gereksinimleri arasında örtüşmeyen bir fark ve zıtlık bulunuyor.

 

Bu konulara ilgim, Kaş-Fethiye arasındaki yaylalardan sahillere kadar kurulmak istenen çok sayıda HES (hidroelektrik santral) projesine karşı olmamla başladı. 19 Nisan 2010 ‘da Fethiye Eşen beldesinde ve 20 Nisan günü Kaş’ın Palamut köyünde Kiler Holding’e bağlı Ekol Elektrik Üretim AŞ tarafından kurulmak istenen iki adet HESle ilgili bilgilendirme toplantıları yapıldı. Duyduk ve gittik. Pek çok katılımcı gibi ben de HESler hakkında gazete haberleri dışında bir şey bilmiyordum. Toplantıların ardından bastığımız toprağın ayağımızın altından çekilmek istendiği hissine kapıldım. Sorulara aydınlatıcı yanıt veremeyen şirket temsilcileri, örneğin Palamut köyündeki gibi Antalya Çevre ve Orman İl Müdürlüğünden gelen görevlilerin üstün körü tutanak tutması,  hiçbir eleştiri, öneri ve şikâyeti zapta geçmemeleri;  kendim dâhil uyuyan herkesi uyandırdı. Ve dersimize çalışmaya başladık.

 

İlk ders: HES şirketlerinin kârı, üretilecek enerjiden daha önemlidir. Bütün sözleşmeler, projeler, mali kaynaklar ve mevzuat buna göre düzenlenir. İkinci ders: Akarsuların kullanım hakkının 49 yıllığına şirketlere verilerek kâr garantisi sunulmasının yanı sıra,  elektriğe de alım garantisi verilir. Ve her ihtimale karşı HESçiler zarar etmesin diye yol, orman, iletim hattı gibi kamu mallarından düşük bedelle ya da bedelsiz yararlanırlar. Vergisiz ithalat hakları vardır. Çevredeki yurttaşlar mahkemeye gidip projeleri durduramasın diye mevzuat lehlerine düzenlenir. Ve küresel sermayenin destekleri de bunlara eklendiğinde, HESçilerin zarar etmesi için aptal olmaları gerekir.

 

Küresel destekler şöyle sıralanabilir: Örneğin 2008’den bu yana süren kriz yüzünden bankalar yatırım yapmak isteyene neredeyse sıfır faizle kredi veriyor. Ama gelişmiş ülkelerde yatırım yapacak alan az. Buna karşılık Türkiye gibi yerlerde madencilik, enerji, turizm, tarım, inşaat gibi geniş yatırım alanları var. Ülkemizde işsizlik oranı yüzde 20 ve sokaklar boğaz tokluğuna çalışacak gençlerle dolu. Kısacası Avrupa gibi dev bir tüketim toplumunun işlenmemiş arka bahçesi olarak öylece duruyoruz. Böyle bir alana kim yatırım yapmak istemez ki? “Hamdolsun”, bu konuda her tür kolaylığı sağlayan bir hükümetimiz de varken…

 

Ayrıca iş burada kalmaz. Rüzgâr, güneş, hidroelektrik vb. enerji kaynakları “yenilenebilir” ve “temiz enerji” olarak tanımlanıyor. Buna karşılık kömür, nükleer, doğalgaz santrallerinde enerji üretimi bir maddenin kullanılarak tüketilmesine bağlı olduğu için “yenilenemez” olarak tanımlanıyor ve “kirli” sayılıyorlar. Dünyamızı tepe tepe kullanarak tüketme noktasına getirenler,   “yenilenebilir” kaynaklardan enerji üreten ve kullananları desteklemek için kredi veriyor. Buna “karbon kredisi” deniyor. Dolayısıyla ülkemizde bir anda 2 bin 200 dolayında HES projesi yapılmasının altında yatan nedenlerden birini de, bu kredilerden yararlanma çabası oluşturuyor.

 

Toparlayalım: Yaklaşık bir yıldır genel olarak enerji, özel olarak HESleri öğreniyoruz. Bu konularda her zaman yolumuzu aydınlatan Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Beyza Üstün geçenlerde Başbakanlık Avrupa Birliği Genel Sekreterliği tarafından Türkçe dâhil çeşitli dillerde hazırlanmış bir broşüre dikkatimizi çekti. (Ekte bu broşürü ve linkini sunuyorum. http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=43447 )  “Avrupa’nın geleceğinde anahtar Türkiye” başlığını taşıyan broşür ülkemizin AB’ye neden alınması gerektiğini anlatıyor. Nedenlerden biri de Türkiye’nin Avrupa enerji güvenliği açısından önemi. Bir haritada Orta Asya, Orta Doğu, Rusya, Kuzey Afrika’dan gelen petrol ve doğal gaz hatlarının ülkemiz üstünden Avrupa’ya ulaştığı gösteriliyor ve şöyle deniyor:

 

  • “Türkiye, Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu arasında bir enerji koridorudur. Dünya ham petrol ve doğal gaz rezervlerinin % 70’inden fazlası Türkiye’yi çevreleyen Rusya, Hazar ve Orta Doğu bölgelerinde yer almaktadır.

 

  • AB’nin hâlihazırdaki enerji bağımlılığı oranı % 50’nin üzerindedir ve bu oranın 2030’a kadar %70’e ulaşması beklenmektedir. Bölgesinde halen işleyen ve yapım aşamasında olan büyük ölçekli enerji projelerinin (Bakü-Tiflis-Ceyhan, Nabucco boru hatları vb.) bir parçası olan Türkiye, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek suretiyle AB’nin enerji güvenliğini önemli ölçüde güçlendirecektir.

 

  • Türkiye jeotermalde 5. hidroelektrikte ise 8. en büyük kaynağa sahip ülke olarak yenilenebilir enerji kaynakları bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Türkiye’nin AB’ye katılımı, AB’nin enerji tüketiminde yenilenebilir kaynakların payının artmasında önemli katkı sağlayacaktır.”

 

2023 yılında ülkemizde üretilmesi planlanan enerji içindeki oranı yüzde 3 bile olmayan HESlere neden bu kadar önem verildiğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Gerçekte bu enerji bize değil, Avrupa’ya lazım. Ve ülkemizin enerji politikalarında belirleyici olan bu gerekçenin yanına birkaç gerekçe de biz eklemek istiyoruz. Birincisi küresel sermaye yatırım yapacak alan ararken “AB’ye katılım” gibi bahanelerle ülkemizde paha biçilmez kâr etme fırsatları sunuluyor. İkincisi elektrik başka yollardan da üretilebilir ama HES bahanesiyle akarsularımız kaynaklarından başlayarak şirketlere teslim ediliyor. Üçüncüsü geniş toprakları ele geçirmenin kestirme yolu suyu ele geçirmektir. Böylece HESler aracılığıyla gelecekteki tarım politikalarımız da belirleniyor. Dördüncüsü nükleer ve termik santrallere karşı HESleri, HESlere karşı rüzgâr ve güneş enerjisini savunanlar oluyor. Üstelik bunu “çevrecilik” adına yapıyorlar. Tüketimi körükleyen, şirketlerin kârını arttıran ve doğa parçalarını mülk haline getiren enerji politikalarına toptan karşı çıkmadığımız sürece birini diğerine yeğleyerek sonucu değiştiremeyiz. “Bize enerji de lazım” gibi dayanaksız tutumlar almak “çevrecilik” değil;  AB’nin, Dünya Bankasının, Birleşmiş Milletlerin, hükümetlerin, şirketlerin peşine takılmak anlamı taşır. Belki “hiç yoktan iyidir” diye birkaç ağacı kurtarıyormuş gibi yaparak vicdanımızı rahatlatırız ama buna karşılık ormanın satışına ortak oluruz. Zaten bu tür şirket ve fon destekli kuruluşların “yeşili korumak için filanca yerden alışveriş yapın, falanca bankanın kartını kullanın” gibi saçma sapan reklâmlar yapması da boşuna değildir. Bunun sonucu falanca şirketin yaptığı HESe karşı çıkarlar, filancanınkini onaylarlar…



Bu haber 2788 defa okunmu?tur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
********FARKIN NE****************23 Şubat 2014

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

ANKET

sence; KALAMAR TAVA MI MEZE Mİ?






Tüm Anketler

GOOGLE TERCÜME



Copyright © 2005-2012 www.likyahaber.net Tüm hakları acaip bir şekilde saklanmıştır. Kopye eden fena olur!... demedi demeyin... editör-özer yılmaz/elk.mühendisi-yıldız teknik üniv. POSTA ADRESİMİZ; haber@likyahaber.net
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi

elektronik sigara