Ne olacak bu Fenerbahçe'nin hali?


Açıklama: En son 2003 yılında yenmiş, Beşiktaş Fenerbahçe'yi. Tam altı sene önce. Demek ki bir Beşiktaşlı olarak, beldemizin Fenerbahçelilerini ve en başta hocamızı kızdırma fırsatını ancak altı senede bir bulabileceğim diye düşünüyordum.
Kategori: KÖŞE YAZARLARIMIZ
Eklenme Tarihi: 13 Aralık 2009
Geçerli Tarih: 31 Temmuz 2021, 20:27
Site: Likya Haber Gazetesi, Kalkan, Kaş Antalya Haberler
URL: http://www.likyahaber.net/haber/yazar.asp?yaziID=573


Ne olacak bu Fenerbahçe’nin hali?

 

En son 2003 yılında yenmiş, Beşiktaş Fenerbahçe’yi.  Tam altı sene önce. Demek ki bir Beşiktaşlı olarak, beldemizin Fenerbahçelilerini ve en başta hocamızı kızdırma fırsatını ancak altı senede bir bulabileceğim diye düşünüyordum. Kaçırmak istemiyordum, altı senede bir olsa da sevinme sırası bizde olacaktı. Daha da önemlisi editörümüze, artık bu köşede sadece futbol yazacağıma dair söz vermiştim. Yani en azından, hani ne olacak bu Fener’in hali diye sorsam yetecekti. Ama gel gör ki bu sayıda hem fırsat kaçacak, hem de sözümü çiğnemiş olacaktım. Neden diye soranlara kısa bir açıklama yapmak isterim. Sezonun bitimi ile ilk defa okulumuza uğrama fırsatını yakaladım. Bahçede dolanırken yerde çizilmiş olan amfi tiyatronun yapılacağı alanı görünce gerçekten de duygulandım ve aynı zamanda da inanılmaz bir şekilde utandım. Kendi kendime, bak arkadaşlar nasıl da çalışıp duruyorlar, sen ise bu konuda hiç yardımcı olmuyorsun dedim. Hemen bir şeyler yapmak istedim. Ve amfimiz bitince iki ayağımız bir pabuca girmesin diye bir tiyatro senaryosu yazmaya karar verdim. İnşallah her yıl Hollanda’dan gelen tiyatrocu arkadaşlarla birlikte oynarız bu oyunu. Tabii şimdiden herkesin kendine uygun gördüğü rolleri kapması gerek. 

  

BİRİNCİ PERDE

 

Olay Rio kumsalının, Zagros dağları ile birleştiği küçük ve şirin hayali bir Meksika kasabasında geçer. Sahnenin sol tarafında, iki küçük seyyar acılı köfte ve kokoreç lokantası. Sağ tarafında ise, pazar girişi ve yol üzerinde arka arkaya park etmiş arabalar. Sıcak mı sıcak bir haziran gününün tam ortasında geçiyor tüm olanlar. Sahnenin başka köşesi de bir tekne gibi düzenlenmiş. Kasabanın neredeyse yarısı boat trip yapıyor. Teknede bir masa çevresinde, sanki toplantı varmış gibi oturanlar var. Ayrıca güvertede onlarca sandalye var ve hepsi dolu. Ayakta duranlar bile var. Birden bire güvertede fettan mı fettan  bir şehir plancısı görünüveriyor. Dans ede ede, sıçraya sıçraya sahnenin ortasında yerini alıyor. Elindeki koca ruloyu açıyor. Herkes heyecanla sandalyelerinden hafifçe kalkıp kafa uzatıyor. Şehir plancısı,” buyurun bakın size çok özel bir şey getirdim” diyor. Sanki İstanbul vapurundaki işportacı gibi konuşur. “Bu elimde görmüş olduğunuz bir ilave imar planıdır, hem de çok akıllı bir ilave plan. Hektarlarca plan ilave yapar, hem de hiçbir sosyal kültürel tesis alanı bırakmadan. Daha da önemlisi yollar dışında hiçbir kamusal alan içermiyor. Ama bir özelliği daha var” diye, oturanlara heyecanla seslenir. “Peki görmek ister misiniz bu planın marifetlerini.” Herkes tek ağız, “neden olmasın” der. “O zaman bakın şu köşeye. O da ne, orada duran, evet o gördüğünüz mevcut plandaki yeşil alan. Bakın işte size, bir okus pokus yapayım da görün. Planın adı aslında ilave, yani eski onanlı plana dokunma hakkı yok, dokunursa önemli bir suç işlemiş olur ama ne önemi var ki sayın seyirciler. Önemli olan bu planla birlikte hiç edilen şu gereksiz yeşil alan. O yeşil alan, artık üç milyon dolarlık konut adası oldu.” Herkes birbirine bakıyor alsak mı, almasak mı diye. “Ben mimarım bu işten çok iyi anlarım” diye, birisi asıl önemli soruyu soruyor. Peki bu ilave plan, bodrum yapmaya da izin veriyor mu? Acaba?... Fettan plancı, “onu da hallederiz elbet” der. Güvertedeki herkes alkışlar. Plancı, seyirciye bakıp, gülerek, sanki diş macunu reklâmında oynuyormuş gibi, dişlerinin otuz ikisini de seyirciye gösterir ve perde kapanır.

 

İKİNCE PERDE

 

Sahne, bir iş yeri gibi döşenmiş. İçinde bir aşağı bir yukarı yürüyen yaşlı başlı, kelli felli bir adam görünüyor. Kendi kendine söyleniyor “tiyatro yapmam lazım, tiyatro yapmam lazım”. Sonra duraklıyor, “ yok yok hatta ve hatta amfi tiyatro yapmam lazım” diye gözlerini kısıp uzaklara bakıyor. Birisi sahnenin sağından giriyor. Ve şöyle söylüyor; “aman, çok pardon patron, planda yapılan ilaveler ve tadilatlar sonucu kasabada hiç sosyal kültürel tesis alanı kalmamış. Olmadığı gibi gereksiz hiçbir yeşil alan hiçbir kamusal tesis alanı da görünmüyor. “Ne olacak şimdi?” diye soruveriyor yaşlı başlı, kelli felli adam. Sahnenin solundan sanki Türkcell reklâmından fırlamış gibi genç bir adam çıkıyor. “Fikrim geldi, fikrim geldi” diye heyecanla parmak kaldırıyor. Yaşlı başlı kelli felli adam, “ne?” diye soruyor. “Amfi tiyatromuzu okul bahçesinde yapalım, ne güzel olur değil mi patron? Diye soruyor genç adam. Yaşlı başlı, kelli felli adam seyircilere dönüp baktıktan sonra,  otuziki dişini göstererek  güler. Ve perde kapanır. Bir alkış bir alkış ki görmeyin…

 

Not 1:Meksika’da geçen bu tiyatro oyunu tümü ile bir hayal ürünüdür. Ortaya çıkacak benzerliklerin tümü tesadüf eseri olup gerçek ile herhangi bir bağlantısı bulunmamaktadır.

 

Not 2: Gerçek olsaydı bence yer yerinden oynardı¸ ya sizce?...

 

Sevgi ile kalın

Gerçek ile kalın