|
PATARA’DA NELER OLUYOR?..
Yakınımızdaki Patara Antik Kenti son günlerde ulusal ve uluslar arası basında sık sık gündeme gelmeye başladı. İlk haber 19 Eylül
2005’ te New York Times’ ta, diğer haberler de Yeniçağ ve
Sabah gazetelerinde yer aldı.
Sabah
gazetesinin 26 Şubat 2006 tarihinde Pazar ekinde Şerif
Ercan’ın genişçe bir haberi, Yeniçağ gazetesinde de Kaş’ta
yaşayan Yusuf Yavuz ile Kalkan Ata Mülkünü Koruma Derneği
Başkanı Emine Karakitapoğlu’ nun yazılarıyla konu gündeme
getirildi.
PATARA’YI
SIK SIK GÜNDEME GETİREN OLAY NEDİR?
İddiaya göre;
Amerikan Anayasası, Patara’daki Likya birliğinden esinlenerek
yapılmış. Prf.Dr.Fahri Işık Başkanlığı’nda yapılan kazılar
sonucu önemli bir kısmı açığa çıkarılan antik Patara’daki
“Likya Birliği Meclis Binası’ da Washington’daki Kongre
Binası’ na esin kaynağı olmuş.
Bu
tartışmalar 19 Eylül 2005 tarihli New York Times gazetesinde
“Türkiye’ de Kumlara Gömülen Meclis” başlıklı haberle
başlamıştı. Bu habere göre, ABD Anayasası antik Patara
bölgesinde kurulan “Likya Birliği” n den alınarak
hazırlanmıştır. Yazılı kaynaklara göre de Fransız
aydınlanmasının öncülerinden Montesque‘ de 1748 yılında “Likya
Birliği” ni antik dünyanın en mükemmel demokrasisi olarak
övmüştür. ABD ise 1787 de eyalet sistemini bu birlik
yasalarından yararlanarak uyarlamaya özen göstermiştir.
BU SÜRECE NASIL GELİNDİ?
1999'dan bu
yana Türkiye'ye gelen, 2001 yılında Kalkan'dan ev alan eski
ABD senatörü Stephen J. Solarz, yakın arkadaşı olan eski
bakanlardan Bülent Akarcalı aracılığıyla Kazı Başkanı Prof.
Dr. Fahri Işık ile tanışır. Fahri Işık, Solarz'a "Ünlü düşünür
Montesque'nun Lykia Birliği'ni 'Antik dünyanın en mükemmel
demokrasisi' olarak övmüştür. ABD, eyalet sistemini, bu birlik
yasalarından yararlanarak uyarlamaya özen göstermiştir’
bilgisini verir. Solarz, ülkesine döndüğünde bu konuda
araştırma yaptırır ve Amerikan Anayasası'nın Montesque'nun bu
görüşlerinden, dolayısıyla Likya Birliği'nden esinlenerek
hazırlandığını öğrenir. New York Times'ın da bu bilgiyi haber
yapmasını sağlar. Bu arada Solarz'ın eşi, kazılara mali kaynak
bulmak üzere Amerika'da "Patara Hamileri" adıyla dernek kurar.
Solarz da 2007'de Amerikan Anayasası'nın 220. yıldönümünün
Patara'da kutlanması için kongreyi ikna etmeye çalışır. İşte
tam da bu noktada, yani Amerikan Kongresi'nin Patara'daki
antik meclis binasında ABD Anayasası' nın yıldönümünü
kutlayacak olmasına Prof. Dr. Sencer Şahin şiddetle tepki
gösteriyor. Akdeniz Üniversitesi Eski Çağ Dilleri ve
Kültürleri Bölüm Başkanı ve Akdeniz Dil ve Kültürleri
Araştırma Merkezi Müdürü olan Sencer Şahin, Patara ile ilgili
gelişmeleri "Patara üzerinden Türkiye'ye federatif yönetim
biçimi empoze edilmek istenmekte ve 'böl ve hükmet' metodu
Türkiye'de uygulanmaya çalışılmakta" şeklinde yorumluyor.
TARAFLAR NE
DİYOR?
PROF.DR.
FAHRİ IŞIK (Patara Kazı Başkanı);
“Demokrasinin
temelinin Anadolu'da atıldığını bütün dünya görecek”
Akdeniz Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü'nden Prof. Dr.
Fahri
Işık, kazı çalışmalarını yürütüyor. Patara'daki gelişmeler
hakkında bilgi aldık ve iddiaları sorduk.
* "Amerikan Anayasası'nın Likya
Birliği'nden ilham alarak doğduğu" bilgisi ilk kimden ve nasıl
çıktı?
- Likya Birliği, her biri özerk olan,
büyüklü küçüklü tüm kentlerin bir araya gelerek oluşan bir
sistem. Birlik başkenti Patara'da bulunan mecliste her kent,
nüfus oranına göre kademeli olarak temsil edilmiş. Kentlerin
özerkliği dışında, bir tür bizde uygulanan "demokratik
cumhuriyet" gibi... Başkan bir yıllığına ve her seferinde bir
başka kentten seçilir; kadınların bile başkan olabildiği
yönünde önemli ipuçları var. Kısacası, salt Atinalı özgür
erkeklerin katıldığı, başkanın asker kökenli olduğu ve ölene
kadar görevde kaldığı "Atina Demokrasisi" gibi seçkinci, sözde
bir demokrasi değildir Likya demokrasisi. Bu nedenle ünlü
Fransız aydınlanmacı Montesque 1748 yılında Likya Birliği' ni
"antik dünyanın en mükemmel demokrasisi" olarak övmüştür. ABD
ise 1787'de eyalet sistemini, bu birlik yasalarından
yararlanarak uyarlamaya özen göstermiştir. Yani, çağdaş Batı
demokrasisinin yaratıcıları Yunanlılar değil, Likyalılar' dır.
Biz bu aldatmacayı tüm dünyaya anlatmayı çok önemsiyoruz.
* Amerikan eski kongre üyesi
Stephen J. Solarz Patara ile yakından ilgileniyor. Siz Solarz
ile ne zaman tanıştınız?
- Solarz'ın 'Türk dostu' olmadığından
kuşku duyan tek bir politikacı ya da askere tanık olmadık.
Kalkan'daki evinde çalışma odasının duvarlarını süsleyen özgün
Mustafa Kemal fotoğraflarının "göstermelik" olduğu sanısına
hiç kapılmadım; duygulandım. Kendisini 2004 kazı mevsimi
sonlarında eski bakanlardan Bülent Akarcalı kanalıyla tanıdık.
Kalkan'a kalıcı bir eser bırakmak istiyormuş; Bülent Bey de "Patara'da
bırakın" demiş. ABD Anayasası'nın 220. yıldönümünün burada
kutlanması düşüncesi bile onu heyecanlandırıyordu. Biz de
heyecanlandık. Çünkü ancak böylelikle Batı demokrasisinin
köklerinin Anadolu'da olduğu anlatılabilirdi, Yunanlılara
hayran olan dünyaya.
* Solarz'ın eşi Nina Solarz
Amerika'da Patara için dernek kurmuş ve yardım topluyormuş...
- Bayan Solarz, "Aphrodisias Dostları
Vakfı" nın New York kurucuları arasında. Amacı, o Anadolu
antik kenti için neyse Patara için de o olabilir. Evinin
10 km.
uzağındaki bir antik başkente yardım elini uzatmak isteyen bir
kültür ve sanat dostu.
* Bu gelişmelerden sonra,
Solarz'ın "Patara'nın gizli patronu" olduğu öne sürülüyor. Bu
konuda ne düşünüyorsunuz?
- Patara'nın tek patronu var, o da
Türkiye'dir. Zaten Solarz'ın "sanata hamilik" ötesinde bir art
niyeti de yoktur, olamaz. Patara kazıcılarının "kuvvacı"
yüreği herkeslerce bilinir. Bilimcisi ve öğrencisiyle her
türlü tehditlere can pahasına göğüs gererek, orayı yerli
rantçıların betonuyla boğulmaktan, Side'ye dönüşmenin
eşiğinden kurtaracaksınız ve şimdi de bir yabancıya
"pazarlayacaksınız" mı demek istenir? Patara tüm insanlığın
ortak mirası, kişi ya da kişilere mülk olamaz.
* Amerikalılar' ın Patara ile bu
kadar yakından ilgilenmesinin altında başka amaçlar
yatabileceğini düşünenler var. Hatta bu vesileyle federatif
sistemin Türkiye'nin gündemine sokulmak istendiği söyleniyor.
- Bu ise bir "komplo teorisi".
Yönetim biçimi bir "federasyon" ya da "eyalet" olmayan bir "Likya
Birliği" sistemi nasıl olur da bize aşılanabilir? TBMM'de de
her şehirden vekiller var. Bu sistem "Likya Birliği" sistemine
benzemiyor mu? Neden "pehlivan tefrikaları" döşeniyor? Ve de
önyargıların tutsaklığında, bilimsel gerçeklerle çelişmenin
bile ayrımında olunamıyor? Hadi canım sen de...
PROF.DR.
SENCER ŞAHİN (Akdeniz Ünv. Eski Çağ Dilleri ve Kültürleri
Bölüm Bşk.).
PATARA Kazı Başkanlığı'nın, Amerikan
federatif devlet sisteminin, Likya federatif devlet
sisteminden ilham alarak doğduğunu vesile ederek, kazılara
ABD'li sponsor arayışına girdiğini ve bunu New York Times gibi
gazetelere makale konusu şeklinde yansıtarak bilimsel bir
durumu güncel siyasetin içine sokmaya giriştiğini duyunca,
gerçekten endişelendim. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti'ne son
zamanlarda bazı iç ve dış odaklar tarafından etnik ve
mezhepsel farklılıklar ileri sürülerek federatif yönetim
biçimi empoze edilmek istenmekte ve emperyalist emellerin eski
metodu 'divide et impera' (böl ve hükmet) Türkiye'de
uygulamaya konulmaya çalışılmaktadır. Türkiye'nin federatif
sisteme fazlasıyla hassas olduğu ve bunu varoluşuna tehdit
olarak algıladığı bir dönemde birilerinin kalkıp eski Anadolu
uygarlıklarından biri olan Likya federatif devlet sistemini,
Türkiye üzerindeki emelleri belli olan bazı çevrelerin eline
tarihi deliller oluşturacak şekilde referans göstermesi ya
cehaletle ya da art niyetle açıklanabilir.
ALÇAKÇA TASARLANMIŞ
Editörü olduğum " Likya
İncelemeleri- 1 (2002)" başlıklı kitabın önsözünde, Likya
federatif devlet sisteminden övgüyle söz eden Fransız düşünür
Montesque'dan ve Amerikan Federal Anayasası'nın oluşum
evresinden örnekler vermiştim. Bu bilgilerin bir gün Patara'da
yürütülen bilimselliği kuşkulu arkeolojik kazılara, ucuz ve
ülke bütünlüğünü tehdit edecek siyasal yorumlara açık
söylemlerle sponsor malzemesi yapılabileceğini hiç
düşünmemiştim. Patara'da, "Bulevterion" adı verilen iki bin
yıl öncesinin, kent danışma meclis binasının modern TBMM ile
ya da Amerikan Senatosu ile karşılaştırılarak, TBMM
toplantılarından birinin Patara Bulevteriou'nda yapılmasını
talep etmek ya da Amerikan Federal Devleti'nin kuruluş
yıldönümlerinden birinin Patara'da kutlanmasını rica etmek
gibi eylemler, bunu söyleyenlerin -bilerek ya da bilmeyerek-
alçakça tasarlanmış bir komploya nasıl maşa olduklarını
gösterir. Çünkü bu antik kentin meclisi, neticede emperyalist
Roma İmparatorluğu'nun kıdemi düşük bir valisinin kontrolü
altında çalışmış bir kent meclisiydi; federatif Likya
Birliği'nin meclis binası dahi değildi. Çünkü bu bina, yılda
bir kere eylül ayında toplanan 2000 üyeli Likya Eyaleti
Federal Meclisi'ni barındıracak büyüklükte değildir. Patara
ören yerinde böylesine bir kalabalığın sığacağı kadar büyük ve
kapalı bir mekan ise bulunmuş değildir. Patara'yı kazanlar,
kazdıkları yerin kültürüne, diline ve tarihine hakim
olsalardı, böyle abes söylemlerle gündem oluşturmaz, kafa
bulandırmazlardı. Patara kazı yöneticilerinin esas büyük zaafı
bilgisizlikten kaynaklanmaktadır. Çünkü ister federal Likya
Birlik Meclisi, ister Patara kent meclisi Roma Eyalet
Valisi'nin "olur"unu almadan hiçbir karar alamazdı. Bu nedenle
emir kulu bu meclisleri TBMM ile aynı kefeye koyarak,
toplantılarından birini bu bina yıkığında yapmaya davet etmek
düşündürücü ve esef uyandırıcıdır.
GELEMİŞ
KÖYLÜLERİ ZENGİN OLMAYI

DÜŞLÜYOR…

Likya Birliği'nin başkenti Patara ile ilgili gelişmeleri antik kentin
yanı başındaki Gelemiş Köyü sakinleriyle de konuştuk. Köylüler
2007'de Amerikan senatörlerinin Patara'ya geleceğine kesin
gözüyle bakıyor ve bunu büyük bir şans olarak görüyor.
"Amerikalılar gelecek, köyün bütün sorunları çözülecek, zengin
olacağız" diyen Gelemiş Köyü sakinleri, yıllardır birikmiş
sorunlarının Amerikalılar sayesinde çözüleceğine de inanıyor.
Köyün eski muhtarı Hüseyin Çalık, "Hocam (Kazı Başkanı Fahri
Işık) Amerikalılarla birlikte binin üzerinde gazeteci ve
televizyoncu geleceğini söylüyor. Köyümüzü dünya tanıyacak ve
turist yağacak" diyor. İbrahim Kulalı' ya göre ise, "Devlet
büyükleri bu köye mutlaka el atar. Köyümüzün halini
görüyorsunuz, biz köylüler olarak hiçbir şey yapamasak da
devlet büyüklerimiz burayı bu şekilde Amerikalılar' a
gösteremez. Mecburen bir şey yaparlar."
Kaynaklar: Yusuf YAVUZ, Şerif ERCAN-SABAH Gazetesi.
Fotoğraf: Özer YILMAZ |