|
OKU-YORUM Avni YILMAZ –
Emekli
Öğretmen
e-posta:
haber@likyahaber.net
BATILI DEMOKRASİLER NEREYE KOŞUYOR?
Dinci
ve dogmatik bağnazlık ve yobazlık, halen evrensel boyutlarda
hükmünü yürütmektedir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün şemsiyesi
altında, klasik batı demokrasisinin ideallerini sinsice
kirletebilmektedir. Adeta, uluslar arası emperyalizm ile haçlı
fanatizmi yeniden hayat alanını genişletmeye çalışmaktadır.
Peygamberimiz Hz.Muhammed’e karikatür yoluyla yapılan
hakaret ve aşağılama çabaları, batı demokrasisi ve
modernizmine, dünya insanlığının duymakta olduğu güven ve
saygıyı alenen tahrip etmiş, dinamitlemiştir. Bu davranış ve
tutum, dünya barışını da tehdit etmeye başlamıştır.
Danimarkalı politikacılarla, onları destekleyen diğer
Avrupalıların gerçekten neyi amaçladıklarını ve nereye varmak
istediklerini anlayabilmek için, doğru yargılara ulaşmak
gereği vardır.
Bugünün çağdaş dünyasında, herhangi bir dine veya bir
peygambere yapılacak saldırıların, hiçbir ülkeye ve
politikacıya zarardan başka bir yararı olmayacağını bilmeyecek
kadar cahil, ilkel ve yeteneksiz kişilerin, herhangi bir
demokratik ülkede başbakanlığa kadar yükseltilmesi, global
dünya için büyük bir şanssızlıktır.
Dünya insanlığı, mücrim kafalarca yönetilemez. Batı
demokrasisi, fanatik ve yobaz kafalara kendisini kurban
edemez. Böyle ilkel kafaların yönettiği ülkelerde özgürlükçü
demokrasiden söz edilemez. Çağdaş demokrasi, kendi değerlerini
tahribe yönelen düşünce, eylem ve kişisel fantezilere hayat
hakkı tanıyamaz.
Globalleşme ve liberalleşme politikalarının
dünyamızdaki izdüşümü, din ve inançlara saldırmak ve ayrı
inançların sahipleri arasına nifak ve düşmanlık tohumları
ekmek olmamalıdır. İslam alemini ayağa kaldıran bir cehalet,
bağnazlık ve ilkellik içeren karikatür olayını kınamak ve özür
dilememek, İslam dünyasına karşı yapılan en büyük saygısızlık
ve terbiyesizliktir. Bu terbiyesizliği, basın özgürlüğüne
duyulan saygı ile ifadelendirmek ise ayrı bir terbiyesizlik
özrüdür.
Biz, bir Müslüman Türk olarak bu iğrenç ve çirkef
saldırıları sahiplenen çağdaş ve modern batı dünyasına
yakıştırmakta zorlanmaktayız. Onları ayıplıyoruz.
Bu tutum ve gidişin makul bir açıklaması yoktur. Bu
tavrın, medeniyetler çatışmasına yol açabileceği savı
yanlıştır. Bu tavırlar bize göre haçlı ruhunu ve emperyalist
emelleri yeniden canlandırmaya ve beslemeye yönelik işaretler
vermektedir. Eski sömürgelerine verilmek istenen bir
gözdağıdır.
Bütün dünyayı saran sömürgecilik, Osmanlı’nın koruyucu
ve kollayıcı şemsiyesi altındaki İslam topraklarını ele
geçirememişti. 1683’deki Viyana kuşatmasındaki Osmanlı
başarısızlığı, onları uyandırmış ve kilisenin öncülüğündeki
Mukaddes İttifakın kurulmasına yol açmıştı.
Mukaddes İttifakın sömürgeci güçleri kazandıkları bir
zafer sonunda, 1699’da Osmanlı’ya Karlofça Anlaşması’nı
imzalatarak, İslâm dünyasına ilk büyük darbeyi vurmuşlardır.
Bu darbenin açtığı yara 201 yıl kanamış ve 10 Ağustos
1920’deki Sevr ile Osmanlı’nın ölüm fermanı imzalatılmıştır.
Bundan sonra bütün İslâm ülkeleri sömürgeleştirilmiş ve İslâm
her halûkârda aşağılanmış, tahkir edilmiştir.
Bugünkü horlama hareketi, dünün uzantısıdır. Bu
aşağılamanın ürünü, Afganistan ve Irak’tan hasat edilmiştir.
Yalnız, Müslüman Anadolu Türklüğü, büyük Atatürk
önderliğinde başlattığı İstiklâl Savaşı’nı zaferle
taçlandırarak emperyalistlere ilk ve özgün şamarı indirmiştir.
Bu başarıyla Atatürk, emperyalizmin belini kırmış ve esir
bütün ulusların rehberi ve öncü kurtarıcısı olmuştur.
Bu yüzden, Atatürk, emperyalist güçlerle içimizdeki
besleme destekçilerin baş düşmanı sayılmıştır. Ne yazık ki,
Türklüğün ve Müslümanlığın şeref ve itibarını kurtaran Atatürk
ve silah arkadaşlarına, hilâfetçi ve şeriatçı çevrelerin
saldırılarını anlamak ve anlatmak çok zordur. Bu çevreler,
İslâm ülkelerini sömüren emperyalistlerin ekmeğine yağ
sürmekte olduklarını bilmezlikten gelecek kadar gaflet
yolundadır.
Düşmanı kendi silahıyla vurmak, Kur’an emridir. Atatürk
de, emperyalistlerin kullandığı çağdaş uygarlığa açılan yolu
keşfetmiş ve yaptığı devrimleriyle onların elindeki bu silahı
ellerinden almıştır.
Emperyalizm, Atatürk devrimleriyle ellerinden
kaçırdıkları silahı geri alabilmek için İslâm dünyasındaki
bağnazlık ve ilkellik ve yobazlığı Atatürk Türkiyesi aleyhine
kışkırtarak beslemektedir. Ülkemizdeki bütün gerici ve
antidevrimci ve de tutuculuğun arkasında, bu intikamcı güçler
vardır.
Batılı emperyalistlerin amacı, İslâmcı uyanış ve
yayılmacılığın önünü kesmekten ibarettir. Batılı kamu oyuna,
islâmın ne denli tutucu, gerici ve saldırgan bir tehdit
olduğunu göstermeye yöneliktir. Karikatür kışkırtmasının
başkaca amacı yoktur. Batılıları islâmdan soğutmaktır.
Göremiyorlar ki, Müslümanların karikatürlere
gösterdikleri tepkileri ilkellik olarak nitelemeye çalışanlar,
kendi ilkelliklerini sergilemektedir.
Yaptıkları bir ayıbı, ikinci bir ayıpla örtemezler…
|