Burada Elektrik İstemiyoruz!


Açıklama: Kaş'ta bulunan Aperlai antik kenti ve çevresi yakın zaman öncesine kadar Kılıçlı köyü çobanlarının kışı geçirdiği bir bölgeydi. Ancak zamanla kaderine terk edilen bölge Likya Yolu sayesinde yeniden keşfedildi. Dedesinden kalma arazideki 200 yıllık evi onararak burada yaşamaya başlayan 34 yaşındaki Rıza Cüce, bölgeye elektrik hattının gelmesini istemiyor, çünkü "elektrik gelirse, herkes gelir."
Kategori: KÖYLERİMİZDEN HABER
Eklenme Tarihi: 14 Mart 2012
Geçerli Tarih: 19 Haziran 2019, 10:23
Site: Likya Haber Gazetesi, Kalkan, Kaş Antalya Haberler
URL: http://www.likyahaber.net/haber/haber_detay.asp?haberID=2980



Burada Elektrik İstemiyoruz!

Yusuf Yavuz/Kaş

Kaş'ta bulunan Aperlai antik kenti ve çevresi yakın zaman öncesine kadar Kılıçlı köyü çobanlarının kışı geçirdiği bir bölgeydi. Ancak zamanla kaderine terk edilen bölge Likya Yolu sayesinde yeniden keşfedildi. Dedesinden kalma arazideki 200 yıllık evi onararak burada yaşamaya başlayan 34 yaşındaki Rıza Cüce, bölgeye elektrik hattının gelmesini istemiyor, çünkü "elektrik gelirse, herkes gelir."



KİTLE TURİZMİ HER ŞEYİ TÜKETİYOR

Sıçak İskelesi olarak da anılan bölgede dedesinden kalma 200 yıllık eski evi onaran ve burada yaşamaya başlayan 34 yaşındaki eski barmen Rıza Cüce'nin, elektrik ve su bulunmayan Aperlai'de kurduğu küçük işletme Likya Yolu yürüyüşçülerinin uğrak yeri haline geldi. Uzun yıllar lüks otellerde barmenlik yaptığını ancak Aperlai'de dedesinden kalma araziyi gördükten sonra herşeyi bırakıp burada yaşamaya karar verdiğini anlatan Cüce, yaklaşık 5 dönümlük arazinin içindeki 200 yıllık taş evi onararak yürüyüşçülerin hizmetine açtığını söylüyor.


DENİZDEN GELEN EŞYALARI KULLANIYORLAR

Aperlai'nin konukları arasında yürüyüşçü Almanların başı çektiğini söyleyen Cüce, her şeyin tüketildiği kitle turizmine kesinlikle karşı olduklarının altını çiziyor. Sığ bir koy olan Aperlai'de deniz, kendisine atılan her türlü eşyayı kıyıya iade ediyor. Denizden gelen eşyaların kullanılabilir olanlarını kullandıklarını anlatan Cüce, her şeyi değerlendirerek yaşadıklarını, yakacakları odunun bile denizden geldiğini söylüyor.

'ÖLÜNCEYE KADAR BURAYI KORUYACAĞIM'

Evin iki odasında oğlu Ada ve eşi Feyza ile birlikte yaşadığını söyleyen Cüce, buzdolabı çalıştıracak kadar elektriği rüzgar gülü ve güneş panelinden, su ihtiyaçlarını ise yağmur suyunu biriktirerek karşıladıklarını dile getiriyor. Üç ayrı koruma şemsiyesi altındaki bölgeye yerleştikten sonra kaçak avcılık ve çevre tahribatına karşı da hassasiyet gösterdiklerini anlatan Cüce, "buraya geldiğimizde koya dinamit atarak balık avlıyorlardı. Ayrıca bilinçsiz kara avcılığı yapılıyordu. Bununla mücadele ettik ve şimdi bu durum sona erdi. Burada yaşadığımız sürece ölünceye kadar bölgenin tarihi ve doğal dokusunun korunması için elimden geleni yapacağım" diye konuştu.



'ELEKTRİK GELİRSE BURASI BOZULACAK'

Yürüyüşçüler ve bölgeye gelen turistlere konaklama ve restoran hizmeti verdiklerini söyleyen Cüce, "yemekleri eşim yapıyor, ben de diğer işlerle ilgileniyorum. Şimdilik ihtiyaçlarımızın yüzde seksenini dışarıdan tekne ile getiriyoruz. Ancak kısa süre içinde ihtiyaçlarımızın tamanını burada yetiştirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca elektrik hattının gelmesini de istemiyoruz çünkü elektrik gelirse burası da bozulacak" dedi.

MORUN BAŞKENTİ APERLAİ

Kaş ya da Kekova-Üçağız'dan tekne ile ulaşılabilen Aperlai'ye karayolu bulunmuyor. Sahil Kılıçlı köyünden geçen Likya Yolu parkurundan 7 kilometrelik yürüyüşle de ulaşılabilen Aperlai'nin, Ortaçağ'a kadar yalnızca burada yetişen bir tür deniz salyangozundan elde edilen mor boya ile ünlü olduğu biliniyor. Bizans döneminde soyluların ve Hıristiyan din adamlarını kıyafetlerinin boyanmasında kullanılan boyanın elde edildiği salyangoz kabuklarının kalıntıları arasındaki batık kent ve çevresi görülmeye değer güzellikler sunuyor.