HOŞ BAHARLAR...


Açıklama: Kalkan'da bir kış sezonunun daha sonuna yaklaşıyoruz. Hep aynı manzaralar. Bozulan yollar, yeni eklenen evler, çöp ve pislik içinde sokaklar. Üç, beş, açık esnaf, kedi ve köpekleri besleyen zarif İngiliz hanımları, elinde poşet görülen herkesin peşine düşen sokak zavallısı köpekler....
Kategori: KÖŞE YAZARLARIMIZ
Eklenme Tarihi: 23 Eylül 2009
Geçerli Tarih: 18 Nisan 2021, 21:16
Site: Likya Haber Gazetesi, Kalkan, Kaş Antalya Haberler
URL: http://www.likyahaber.net/haber/yazar.asp?yaziID=256


HOŞ BAHARLAR

 

Kalkan’da bir kış sezonunun daha sonuna yaklaşıyoruz. Hep aynı manzaralar. Bozulan yollar, yeni eklenen evler, çöp ve pislik içinde sokaklar. Üç, beş, açık esnaf, kedi ve köpekleri besleyen zarif İngiliz hanımları, elinde poşet görülen herkesin peşine düşen sokak zavallısı köpekler. Köyün eskimeyen yüzü çılgın balıkçı Ali, sabahları yürüyüş yapan Ayşe Hanım, sahilde Pala ve oğlu. Fethiye’nin çalışkan balıkçıları, limanda sahili bekleyen sahil güvenlik, yıllardır azimle kapatmadan direnen Sayın Cemil Bey’in İlyada restoranı, kendi halinde Pirat Oteli, çalışkan erkek berberi dükkânları, her geçen sene daha pahalı olan Kalkan pazarı, tarihi geçmiş malları sokuşturmaya çalışan büyük marketler, hiçbir zaman nöbet tutmayan iki eczane. Fakir kaderine razı turistik sağlık ocağı yirmi yıldır bir röntgen makinesi sahibi olamamış. Yakışıklı, içkiyi biraz seven ilk diş doktorumuz. Çok iyi çalışan üç camimiz. Sahili bira şişesi, kırık şişe, plastik şişeden geçilmeyen, sokakta sürekli küfür etmekten hoşlanan halkımız. Yere tükürmeyi de bu arada ihmal etmeyen Kalkan severlerimiz. İngiliz parası, İngiliz kızı, kadınını bekleyen gencimiz, orta yaşlımız, doğulumuz, batılımız. Evleri pazarlamak isteyen emlakçılarımız, arsa satamadığı, ev yapamadığı için üzülenlerimiz.

 

Neyse ki Temmuz ayında yürürlüğe girecek yeni kanunla beldemizin yüzü daha da bir gülecek. Avrupa Birliği’ne girmeye çalışan ülkemizde henüz her şeyin çok ucuz olduğunu keşfeden bütün Avrupalılar için cazip fiyatlı satan bir ülkeyiz. Bizim bu durumumuzu geçmişte yaşayan ülkeler var. Ben bunları her seferinde hatırlatacağım. Tarım alanlarını, heyelan alanlarını, zeytinlikleri, üzüm bağlarını satarak zengin olamazsınız. Zeytinlikte kırmızı alarm veren bir haldeyiz. Yarın o üzüm bağlarında da pembe alarm başladığında, işsiz kalan çoluk çocuğunuzla o arabalarınızı yemek yapıp yiyemezsiniz. Sattığınız yerlerin yeni sahipleri de sizin karnınızı doyurmaz. Onların işsizini getirtip siz onların gücünden yararlanın. Onların açı bizden çok, bunu hiç unutmayın.

 

Bahara daha bilinçli başlama dileğiyle, çok yetkiyle donanımlı belediyenin de beldesine kendi çıkarlarının önünde sahip çıkması, yetkilerini ve kanunları doğru kullanmasını dilerim.