AFERİN BİZE...


Açıklama: AFERİN BİZE...
Kategori: KÖŞE YAZARLARIMIZ
Eklenme Tarihi: 05 Ekim 2011
Geçerli Tarih: 01 Ekim 2020, 22:38
Site: Likya Haber Gazetesi, Kalkan, Kaş Antalya Haberler
URL: http://www.likyahaber.net/haber/yazar.asp?yaziID=2486


ZEKİCE

ZEKİ KIRDEMİR

AFERİN BİZE…

Şöyle bir geriye dönüp baktığımda, kendimi uzun mesafe koşucusu “maratonculara” benzetirim. Zaten koşuya başlamadan önce, ilk öğrendiğimiz şey, “bu işin uzun soluklu bir yolculuk”  olduğu idi.

Zaman-zaman, bu yolda “düşenler” oldu, “dönenler” oldu, “duranlar” oldu, “ölenler” oldu… Bazen de “taktik” gereği “çekilenler” oldu… Bana bizim mahallenin dilinde “ricat” denir.

Şimdi bu gazete işi de aynen öyle oldu… Bizim gazetenin “patron olmayan patronu”, sanal alemde bu yazı-çizi işine devam ederken, “pat” diye, “haydi artık zamanı geldi, yeniden, kaldığımız yerden elde tutulan, mürekkep kokan, resimli-resimsiz, resmi-gayriresmi gazetemizi çıkartalım” demiş. İyi de demiş… Ve haber salmış sağa-sola… “Dört bir yana haber salsam, öldü desem inanır mı” dercesine… Patron olmayan patron bilir ki, haber salınan yerdekilerde “eskilerden”  gelen bir alışkanlık vardır… “Görev adamı” olmak gibi…

Ve haberi alan “alındı-anlaşıldı, elçiye zeval olmaz” diyerek, verilen bu “emre”, “taraf” olmuştur. Zira bilir ki, son dönem padişahından öğrenmiştir ki, “taraf olmayan, bi taraf olacaktır.”  İyisi mi “bi taraf” olmadan emre boyun eğmiş ve yazmaya karar vermiş…

Uzun lafın kısası… biz zaten yerimizdeydik…. Zaman, mekan, koşullar, haydi yazı başına demeyi gerektirmiş, o zaman dönelim yazının başlığına;

“Aferin ulan bize…”

Ergenekon terör örgütü – balyoz darbe planı – internet andıcı – amirallere suikast…

Sanırım bunları duymayan kalmadı. Ayları bırak, yıllardır bunlarla yatıp kalkıyoruz. Hemen hemen her gün, meşhur Beşiktaş Adliyesinden, “paşa – paşa” ifade vermeye giden “paşalar” tutuklanıp cezaevine gönderiliyor… okuyor… dinliyor.. görüyoruz…

Benim ulaşabildiğim en son rakam 93.

Evet… tamı tamına 93 GENERAL TUTUKLU.

İşin ilginç yanı, bunlardan 46’ sı muvazzaf… Yani halen görevde olan komutanlar. Şimdi mekân tuttukları adres, Hasdal Askeri Cezaevi…

Öyle ki, artık cezaevinde YER KALMADIĞINDAN, paşalar, başka cezaevlerine naklediliyorlar. Şuan, 28 general Silivri’ de, 1 general Metris Cezaevinde tutuklu. Bunların içinden 2 isim, bu ülkede KUVVET KOMUTANLIĞI’ ndan emekli. Deniz Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri ile 1.Ordu komutanı tutuklular arasında. Ayrıca 11 general hakkında YAKALAMA emri var. Bunlarda GÖRÜLDÜĞÜ yerde TUTUKLANACAK. İşin daha da ilginci, bu “paşalar” halen ordudaki GÖREVLERİNİN BAŞINDALAR… Beşiktaş Adliyesine “paşa” olarak girecekler, “paşa – paşa” cezaevine gidecekler.

Bir diğer anlatımla, Türk Silahlı Kuvvetlerinin %15 ‘ten fazla “paşa”sı, yani savaş halinde birliklerinin başında bulunacak, sevk ve idare edecek komutanları İÇERDE…

İnsan ister istemez kendine soruyor…

Acaba 5. ordu CEZAEVİNDE Mİ KURULUYOR?

Hiçbir şey demeden, hiçbir yorum yapmadan, sadece aklıma takıldığı için soruyorum…

“Bu paşalar neyle suçlanıyorlar?”

Hükümeti DEVİRMEK için PLAN YAPMAKLA…

Evet, sadece plan yapmak… Şimdi bir düşünelim;

Bu paşaların ve emrindeki orduların, silahlı asker sayısı ne kadardır? Bir manganın üçüncü erinin taşıdığı MG-3 silahından bir orduda kaç tane vardır? Yine manganın yedinci erinin taşıdığı ROKETATAR silahından taburda-alayda-tümende-kolorduda-orduda ne kadar vardır? Bırakın tankı-topu-zırhlı aracı-tayyareyi-gemiyi-firkateyni bir tarafa, TSK subay ve astsubaylarının BELİNDEKİ SİLAH sayısı ne kadar?

-          Ne yapmışlardı bu paşalar?

-          PLAN yapmışlar PLAN…

-          Kaç kişiyle?

-          Paşa düzeyinde – ŞİMDİLİK- 93 kişiyle…

-          Bu paşalar emir verse, emir demiri keser mi?

-          Keser…

 

Haa… diyeceksiniz ki dünyanın genelkurmay başkanı, dünya başkomutanı ABD “izin” vermedi, “plan” uygulamaya koyulmadı… Bu da işin öteki yanı… Zamanı gelince onu da yazacağız…

Şimdi birde 12 Eylül 80 döneminin ASILMAYIP – BESLENENLERİNE bakalım…

  1. Onların hükümetlerle işi olmadı… Onlar DEVLET biçimine, sömürü düzenine, Emperyalizme başkaldırdı. Hükümette neymiş…
  2. Onların 69.774 Kara silahı, 1940 adet uçağı, 265 adet savaş gemisi yoktu… Onların bellerinde, yapma Fransız onlusu, ahır köşelerinde imal edilmiş ondörtlüleri ve en “ağır “ silahları “boru” vardı… Yani sten… Keleş – akrep – MP3 falan, onların sadece “resimleri” vardı.
  3. Onların “merkez komiteleri” bir elin parmakları kadardı. Öyle hiçbir general – amiral değil, hepsi “hoca”ydı.
  4. “Düzenli”  orduları olmadığı gibi “düzensiz” orduları da yoktu. Evet… onların orduları yoktu, ama Ordu iline sınır, Fatsa’ ları vardı. Paşalar, oradaki insanlara karadan – denizden – havadan “nokta” atışı yapar gibi, noktalayıp, yok etmek için ne gerekiyorsa yaptılar. Çorum’ da – Maraş’ ta katliamlar yapılırken “siz oraları bırakın Fatsa’ ya bakın” diye “fetva” verdiler.
  5. Onlar internet falan tanımadılar. Resmi kurumlarda olan teksir makinelerinde, “allem – kalem” edip, cep harçlıklarını ortak ederek aldıkları mumlu kağıda yazdıkları BİLDİRİ leri basıp, “HALKIMIZA” diye, açık-açık, bağıra-çağıra, meydan-meydan, sokak-sokak ALENİ DAĞITTILAR…
  6. Onlar silahlı faşist teröre karşı, silahsız halkı korumak için, direniş birliklerini örgütlediler ve bu yüzden asıldılar – kurşunlandılar – öldürüldüler – yıllarca hücrelerde işkence gördüler.

Yazının sonu:

Eğer bugünkü güç 80 dönemindeki “onların” elinde olsaydı acep ne olurdu?

Yine yazının başlığına dönelim…

AFERİN BİZE…