KALKAN VE KAŞ'TA ORMAN FURYASI


Açıklama: "MAKİ KATLİAMINI DURDURUN!"
Kategori: KALKAN HABERLERİ
Eklenme Tarihi: 04 Ekim 2011
Geçerli Tarih: 18 Nisan 2021, 21:00
Site: Likya Haber Gazetesi, Kalkan, Kaş Antalya Haberler
URL: http://www.likyahaber.net/haber/haber_detay.asp?haberID=2481


KALKAN VE KAŞ'TA ORMAN FURYASI

"MAKİ KATLİAMINI DURDURUN!"


Özel Ağaçlandırma Yönetmeliği kapsamında tahsis edilen hazine ve ‘bozuk orman’ arazilerine rekor başvuru.

Yalnızca Antalya’nın Kaş ilçesinde ’90′ ‘özel ağaçlandırma’ başvurusu yapılınca akıllara ‘makilik alanlar ranta mı açılacak’ sorusu gelirken, Prof. Dr. Doğan Kantarcı, makilik alanların özel ağaçlandırma yoluyla orman dışına çıkarılarak 2B kapsamında işgalcilerine satılabileceği tehlikesine dikkat çekti  ve ekledi: “deniz gören yerleri değil, İç Anadolu’yu ağaçlandırsınlar.”

YALNIZCA KAŞ’TA 90 BAŞVURU VAR

1986 yılında başlatılan ‘özel ağaçlandırma’ uygulaması uzun yıllar rağbet görmezken ilgili yönetmelikteki yeni düzenlemelerle rekor başvuruya ulaştı. Antalya, İzmir, Muğla ve Balıkesir gibi illerde yoğun artışın gözlendiği başvurulara en çarpıcı örnek ise Antalya’nın Kaş ilçesinden geldi. 20′si değerlendirme dışı bırakılan toplam 90 özel ağaçlandırma başvurusunun yapıldığı Kaş’ta ‘makilik alanlar ranta mı açılacak?’ sorusu gündeme geldi. İslamlar, Bezirgan ve Pınarbaşı gibi deniz gören köylerdeki makilik ya da orman içi açık alanları kapsayan taleplerin Gömbe beldesine de yöneldiği öğrenildi.

‘MAKİLİKLERİ BOZARSANIZ YERİNE YENİSİNİ KOYAMAZSINIZ!’

Özel ağaçlandırma uygulamaları konusundaki sorularımızı yanıtlayan İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toplak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı, Türkiye’deki makiliklerin büyük çoğunluğunun ormanların tahrip edilmesiyle ortaya çıktığını belirterek bu alanların ağaçlandırmaya uygun olmadığını savundu. Makiliklerin yangın, erozyon ve otlatma kaynaklı tahribatların ardından oluştuğunu anlatan Kantarcı, “Biz bu alanları ağaçlandırmayıp doğal bitki örtüsüyle korunması için bırakıyoruz.

Çünkü bu alanlarda 5 yüz ila bin yıllık kök sistemleri bulunuyor. Bu alanı ağaçlandırmaya kalkarsanız ya makiyi yok edersiniz ya da sığ topraklı bu alanı ağaçlandıramazsınız. Ağaçlandıramadığınız için de saha elden çıkar. Toprak yoksa nereye ağaç dikeceksiniz? Taşın içine ağaç dikilmez ki. Taşın içinden taş çıkar. Makilikler kesinlikle korunması gereken alanlardır. Bir kez o örtüyü, bitki birliğini bozduğunuzda bunun yerine bir daha bitki giydirmek mümkün değildir” diye konuştu.

‘DENİZ GÖREN ALANLARDAKİ TALEPLER RANT BEKLENTİSİ’

Kaş ve çevresindeki yoğun başvuruları da değerlendiren Kantarcı, söz konusu alanların büyük kısmının deniz gören yerler olduğunu anımsatarak, “yaptık oldu mantığıyla gelişen bir sürecin sonrasında bu alanların maki ve orman niteliğinin kaybedilmesi ve ardından ‘2B kapsamına alınarak işgalcilerine satılması mümkün olabilir. Bu çok tehlikeli bir süreç. Taleplerin Kaş ve Kalkan bölgesinde yoğunlaşması da ayrıca tehlikeli. Eğer illa ki özel ağaçlandırma tahsisi yapılacaksa deniz görmeyen alanlar seçilmeli. Denize bakan alanlardaki tahsisler rant beklentisiyle ortaya çıkıyor” dedi.

‘İÇ ANADOLU’YU AĞAÇLANDIRSINLAR!’

Yönetmeliğin belirlediği özel ağaçlandırmaya konu arazilerinin çok büyük ölçekli alanlar olduğuna da değinen Kantarcı, “bu ölçüdeki büyük arazilerin ağaçlandırsın diye şahıslara tahsis edilmesi yanlış bir uygulama. Bir takım firmalar ‘biz ormancılık yapacağız’ diye ortaya çıkıyor. Eğer bir yerde bir çanak açarsanız, iyi ya da kötü  bu çanağın içini dolduracak birisi mutlaka bulunur.

Sonra bu konuda kimseye kızma hakkınız da kalmaz. Eğer illa ki ağaçlandırma yapacaklarsa bunu gelsinler İç Anadolu bölgesinde yapsınlar. Toprak da var yer de var. Bu girişimlerin tahsis edilecek arazileri ele geçirme çabası olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

ÖNCE SÖKÜP, SONRA YENİSİ DİKİLECEK

Hazine arazileri ve bozuk orman alanları ile  gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetindeki arazileri kapsayan ‘özel ağaçlandırma’ çalışmaları, denize 2 bin, göl kıyılarına ise en az 5 yüz metre mesafedeki alanlarda yapılabiliyor. Tahsis edilen alandaki bitki özrüsünün yüzeyden sökülerek yeniden ağaçlandırma yapılmasını öngören yönetmeliğe göre ormanlık alanlarda en az 30, hazine arazilerinde ise en az 20 dekar, sahipli arazilerde en az 5 dekar arazi özel ağaçlandırma kapsamında değerlendirilebiliyor.

‘KORUMA VE BAKIM’ AMAÇLI YAPILAŞMA İZİN VAR

Ormanlık alanlardaki özel ağaçlandırma sahalarında konteynır ve karavan gibi araçlara izin veren yönetmeliğe göre hazine arazilerinde tahsis edilen alanlarda binde 1, sahipli arazilerde ise yüzde 6 oranında ‘bakım ve koruma’ amaçlı yapılaşmaya izin veriliyor.  Bir defada en fazla 3000 dekar saha için özel ağaçlandırma izni verilirken,  geliştirilen projelere 30 yıl geri ödemesiz kredi kolaylığı sağlanırken konunun muhatabı olan bakanlıklar arasındaki ‘yeniden yapılanma’ karmaşası tahsis başvurularının değerlendirilmesinde ortaya çıkan sorunları ve bu sorunların çözümündeki belirsizliği arttırıyor.

SAKIZ, ERGUVAN VE MEŞE ‘ORMAN’ SAYILMIYOR

Mersin, pırnal, harnup, yabani zeytin, sakız, sarmaşık, süpürge çalısı, keçi öldüren, kocayemiş, menengiç, katır tırnağı, defne, sandal, kermes meşesi, katranardıcı, erguvan, akçakesme, zakkum, laden, ahlat, tespih ve kuşkonmaz gibi çalı ve ağaççıklardan oluşan maki örtüsü çok sayıda canlı türüne de yaşam alanı oluşturmasıyla bilinirken, resmi tanıma göre bu alanlar ekonomik değeri olmayan ‘çalılıklar’ olarak görülüyor.

HABER: YUSUF YAVUZ-KAŞ